Giulia Enders’ın Büyüleyici Bağırsak kitabı, gündelik hayatta neredeyse hiç fark etmediğimiz ama sağlığımızı sandığımızdan çok daha fazla etkileyen bir organı "bağırsakları"merkeze alarak okuru şaşırtıcı bir yolculuğa çıkarıyor. Kitap yalnızca bağırsaktan ibaret değil; mide, ince ve kalın bağırsaklar, ağız, yutak ve tükürük gibi sindirim sürecine dahil pek çok organı anlaşılır ve ilgi çekici bir dille ele alıyor. Ancak ana odak noktası, bağırsakların işleyişi ve bu işleyişin hem fiziksel hem de zihinsel sağlığımızla olan ilişkisi. Kitapta beni en çok etkileyen yönlerden biri, ne kadar “gündelik” görünen eylemleri aslında ne kadar yanlış ya da bilinçsiz yaptığımızı fark ettirmesiydi. Örneğin tuvalette doğru pozisyonda oturup oturmadığımızı ya da bunun vücudumuza nasıl etkileri olduğunu çoğumuz hiç düşünmeyiz. Enders, alaturka tuvaletin fizyolojik olarak daha sağlıklı olduğunu; alafranga tuvalet kullanılması durumunda ise ayakların altına bir yükselti konularak hafif öne eğilmenin bağırsaklar için daha uygun olacağını bilimsel gerekçelerle açıklıyor. Tükürükle ilgili bölümler de oldukça dikkat çekiciydi. Tükürük bezelerinin ağız içindeki konumları, ne zaman aktif ya da pasif oldukları, uykuda salgının azalması ve bu nedenle sabah–akşam diş fırçalamanın önemi gibi konular sade ama öğretici bir şekilde anlatılıyor. Ayrıca tükürüğün ağrı kesici özellikte enzimler içermesi ve sindirimin aslında ağızda başlaması, yemek yeme davranışına farklı bir açıdan bakmamı sağladı. Hatta bazı insanların duygusal acılarını bastırmak için yemek yemesinin, artan tükürük salgısıyla ilişkili olabileceği ihtimali kitabın düşündürücü yorumlarından biri. Bağırsak mikrobiyotasıyla ilgili anlatılanlar ise kitabın belki de en çarpıcı kısmı. Farklı ülkelerde yaşayan insanların bağırsaklarındaki
"Eğer her şeyi yaparsak gerçekten yaşıyoruz gibi hissetmeye başladık. Bu sonuç ve skor odaklılık, depresyon ve kaygı bozukluğu gibi psikolojik problemlerin sebepleri arasında olabiliyor."