İdamın çok güç bir şey olmadığını, insanın ıstırap çekmediğini, rahat bir son olduğunu ve bu şekilde ölümün çok kolay olduğunu anlatıyorlar. Ah! Kimse altı hafta süren can çekişme ve gün boyunca devam eden hırıltıdan bahsetmiyor.
İlkbahar, çiçekle dolu tarlalar. Sonra güneş, her sabah ötüşen kuşlar, bulutlar, ağaçlar, doğa, özgürlük, hayat... Ne yazık ki bunların hiçbiri benim değil!
Her zaman mutluydum hayal dünyamda. İstediğimi düşünebiliyordum, özgürdüm. Şimdi ise tutsağım. Bir hücrede prangaya vurulmuş bedenim; ruhum bir tek düşünceye hapsedilmiş. Korkunç, acımasız, yürek yakan bir düşünce! Artık önümde tek bir düşünce, tek bir yargı, tek bir gerçek var: idama mahkûm olmak!