Her kelimen
kelepçelerken
bileklerimizi,
kıvrılan
bir yılan
gibi satırların
sokmak istiyor yüreklerimizi.
Beli hançerli bir İsaya benziyor resmin.
Sivriliyor kitaplarından ismin
sivri yosunlu ucundan
kızıl kan
damlıyan
yeşil bir diş gibi.
Her kitabın
diz çökmüş önünde Rabbın
kara kuşaklı bir keşiş gibi..
Sen bu kıyafetle mi bizi kandıracaktın,
inandıracaktın?
Biz İsanın vuslatını bekleyen
bir rahibe değiliz ki!
Fakat
benim
şiirime ilham veren perimin
omuzlarında açılan kanat :
asma köprülerimin
demir putrellerindendir!.
Dinlenir,
dinlenmez değil
bülbülün güle karşı feryatları..
Fakat asıl
benim anladığım dil :-
Bakır, demir, tahta, kemik ve kirişlerle çalınan Bethovenin sonatları..
Selamm, İstanbul sokaklarında kütüphanemin en özel parçasını buldum. Kendileri 1966 ilk basım ve imzalı.. Muhtemelen çok nadir (internette sadece müzayede sitesinde gördüm) ve tabiki baya baya bir para ödedim.. kim bilir belki de bir koleksiyonun başlangıcıdır?