Gökçe Fırat

Gökçe Fırat

Yazar
8.4/10
26 Kişi
·
54
Okunma
·
1
Beğeni
·
1.454
Gösterim
Adı:
Gökçe Fırat
Tam adı:
Gökçe Fırat Çulhaoğlu
Unvan:
Ulusal Parti Genel Başkanı ve gazeteci-yazar
Doğum:
İstanbul, 1974
Gökçe Fırat Çulhaoğlu (d. 1974, İstanbul, Türkiye), Ulusal Parti Genel Başkanı ve gazeteci-yazar. Türksolu gazetesi başyazarlığını da sürdürmektedir.

Hayatı

Memur bir ailenin mensubu olan Gökçe Fırat, Marmara Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme bölümü mezunudur. Daha sonra Kalkınma Ekonomisi bölümünde yüksek lisans yapmış fakat tez aşamasını tamamlayamamıştır. 2000 yılında İleri Dergisini yayımladı, 2002'de kurulan Türksolu gazetesini çıkarmaya başladı ve başyazarlığını üstlendi. Bugüne kadar yayımlanmış 17 kitabı bulunmaktadır. Görüşlerinden ve söylemlerinden dolayı ırkçılıkla suçlanmaktadır.

Siyasi Yaşamı
İşçi Partisi Dönemi

1993-94 yılında İşçi Partisi’ne katılarak İstanbul teşkilatını kuran isimlerden birisi olmuştur. Partiden 25 yaşında ayrıldığı 2000 yılında Merkez Komitesi'ne kadar yükselmiştir. İşçi Partisinden atıldığı iddialarına kendisi; Doğu Perinçek'e rakip olarak gösterildiğini, partiye hep eleştirel yaklaştığını ve parti içinde Kemalist olduğuna dair eleştirildiğini söylemektedir.

CHP Dönemi

İşçi Partisi döneminden sonra Cumhuriyet Halk Partisi'ne üye olmuş fakat Kemal Derviş'in partiye üye olmasıyla istifa etmiştir.

Ulusal Parti Dönemi

Mücadelesini 16 Mart 2010'da kurucusu olduğu Ulusal Parti'de devam ettiren Gökçe Fırat, partinin Genel Başkanıdır. 2011 Türkiye genel seçimlerine katılamayan parti ; İstanbul 3. Bölge'den Cafer Özsoy, İzmir 1. Bölge'den Tuncer Sümer, Balıkesir'den Serap Yeşiltuna ve Mersin'den Hasan Pektekin'i bağımsız aday yaparak seçime katıldı.
"Propagandanın içeriği bomboştur. İktidara gelene kadar yine de düşünce kırıntıları olan faşistler iktidara yerleştikten sonra sadece bomboş konuşurlar. Ve bir millet de bu bomboş konuşmaları dinler durur."
"Siyaset yapıyor hem de alasını ama asla siyaset elbisesi giymiyor. Dini kullanıyor ama asla dini elbise giymiyor. Devasa bir parasal ağa hükmediyor ama asla tüccar elbisesi giymiyor. Karşımızda siyaseti, ticareti ve dini kullanan, tehlikeli bir örgütlenme var. O kadar etkin bir örgütlenmesi var ki, vatandaşların oyu ile iktidarı alan partinin hükümeti değil, bu cemaatin mensupları devleti yönetiyor."
"AKP tarzı faşizmin toplumsal yapısında zenginler jiple gezer, Uludağ'da kayak yapar, hatta Cübbeli hocaları gibi İspanya'da jet-ski yapar, ama fakirler evde bulgara talim edip televizyondan AKP propagandası izlerler. Sokağa türbanla çıkmak onların sosyalleşmesi olur."
"Ama aslolan tek şey propagandadır. Faşizmin genel tarzıdır. Mesela Hitler, mesela Mussolini, düşünme kapasiteleri son derece sınırlıydı. Bu, yazdıklarından da ortaya çıkmaktadır. Sosyal yaşantıları yoktu. Kendi duygusal dünyaları da yoktu. Ama tüm bu açıklarını bol bol konuşarak kapatmaya çalışıyorlardı."
"Avazı çıktığı kadar bağırmanın işlevi basittir, bağırırken düşünemezsiniz, zaten düşünmenize de gerek yoktur. Orada önemli olan ağzınızdan çıkan sözcüklerin içeriği değil sesinizin tonudur. O nedenle faşist lider bol bol bağıran ve kendi sesini hayranlıkla dinleyen bir hastadır."
"Siz hırsıza bakmayın komplocuya bakın diyor AKP'liler şimdi.
O paraları da ayakkabı kutularına gizlice Mossad ajanları koydu sanki."
" Ne hikmetse ülkemizde yanlış bir evrim tasavvuru var, kaplanların kedilere evrildiğini bilmediğimiz için, kedilerin bir gün kaplana dönüşebileceğini sanırız. Ama olmaz bir türlü. "
Gökçe Fırat’tan her zamanki keskin öngörüsü ve korkusuz üslubuyla bir kitap. Kitap 2014 yılında "AKP-Cemaat Çatışmasının Perde Arkası" adı altında yayımlanmış. Bundan 4 sene öncesinde, şu zamanlara ışık tutup görebilmiş bir yazar. Dili oldukça akıcı. İçeriğinde 2014 senesini ve önceki AKP-Cemaat arasında olanları makaleler ile açıklayarak yazıyor. Daha ortada tapeler, kasetler, böcekler yokken şu öngörüde bulunmuş yazar: "ABD'nin elinde Tayyip Erdoğan'ı yakacak tonla kaset vardır. Şimdi onlar servis edilebilir. Anlaşılan Tayyip Erdoğan bunu bekliyor ki böyle bir düzenlemeye gidiyor. (...) Tayyip erdoğan cemaat ile savaşa devam ederse, Tayyip Erdoğan'a kadar tüm AKP kademesinin yolsuzlukları, belgeleriyle, kamera kayıtlarıyla, ses kayıtlarıyla ortaya dökülecektir.". Hangi görüşte olursanız olun, günümüzde okunması gereken bir kitap.
İlginç bilgilerin yer aldığı bir kitap... Ordumuza kurulan kumpasın anatomisine değinmektedir. Geçmişten günümüze neden hedef alındığıyla ilgili çarpıcı bilgiler yer almakta... 2. Mahmut dönemine de değinen bu kitap, Nazi Almanya'sı ile örnekler vermekte.
Kurtuluşun ancak Atatürk'ümüzün ilke ve devrimleriyle mümkün olacağını belirtmekte. Okumanızı tavsiye ederim.
Fikirlerini sağdan soldan duyduğumda bana uymadığı yargısıyla donanmış olmama rağmen, bu kitabında neyi nasıl ele almak istemiş anlamaya çalıştım. Kitap bittiğinde de fikirlerim değişmedi...
Türkler ve sosyalizm
Bu kitapta Türkler'in insan ilişkilerinden tütün, doğaya bakışını anlatmakla kalmayıp, sosyalizmin ne olup ne olmadığıyla ilgili güzel bilgiler vermekte. Kısacası Türk'ün sosyalizme bakışını okuyacaksınız. Tavsiye ederim.
Türk Solu Dergisi'nin başyazarı ve Ulusal Parti Genel Başkanı olan Gökçe Fırat, kendisini türkçü-sosyalist olarak tanımlar. Daha önce bir yayınını daha paylaşmıştım. Çoğu fikrine katıldığım nadir sosyalistlerdendir. Bu kitapta AKP-Gülen Cemaati ilişkilerini incelemiş. 2012 yılından beri bu konuda söylediklerini de derleyerek kitabı oluşturmuş. Bu kitapta özellikle okunması gerektiğini düşündüğüm kısım Hakan Fidan ile ilgili olan bölümüdür. Diğer bölümler Kürt meselesi ve paralel devlet konuludur ve aşağı yukarı her sol yayının söylediklerini söyler. Fakat eski müsteşar hakkındaki bölüm böyle değildir. Kitabın genel bakışını beğendim. Dergi-gazetelerindeki ana manşetlerini çok takdir ettiğimi söylemeden edemeyeceğim. Çok cesurca ve etkili. İleri Yayınları, göreceli olarak küçük bir yayınevi de olsa, baskısını çok beğendim.
2000 yılından bugüne Türkiyede siyasetin nasıl şekillendirildiğini muhalif bir gözden okumak isteyenler için, içinde bulunduğumuz bu sancılı dönemin mercekle ele alındığı, çok hızlı değişen ülke gündemimize dair önemli detayların hatırlatıldığı, okuması kolay ve akıcı bir kitap. Özellikle yakın tarih okumayı seven, yaşanan olaylar arasında bağlantıları merak eden, izlemek isteyenler için öneriyorum.
Gökçe Fırat'ın en bilindik kimliği Türksolu Gazetesi'nin başyazarı olması ve Ulusal Parti Genel Başkanı olmasıdır. Yakın zamanda gözaltına alındı ve sonra serbest bırakıldı. Ben de bu dönemde daha yakından takip etmeye başladım. Söylemem gerekir ki; eski kitaplarını bulmak zor, bu kitap da dahil, ben de sahafta buldum. Siyasi görüşü milliyetçi bir sosyalizmdir. Kendini hiçbir zaman solcu olarak nitelendirmemiş biri olarak ben, çok konuda haklı olduğunu düşünüyorum. Hatta "helal olsun" dediğim bölümler oldu. Bu kitapta Ulusal Parti'nin politik görüşleri anlatılmış. Amerikan karşıtlığı, Kürt meselesi ve PKK en çok işlediği konular. İlgilenen arasın, bulsun, okusun.
Türk Solu Gazetesi'nin baş yazarı, Ulusal Parti Genel Başkanı, gazeteci, siyasetçi bugüne kadar toplam 24 kitap yazmış Gökçe Fırat, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra fetöcü suçlamasıyla ilk tutuklanan Atatürkçü ve muhalif çizgideki gazeteci. Kitapta fetöcü iftirası ile yargılandığı davasında yaptığı savunmanın tam metni var.

Kendi ifadesiyle:
"Ben Atatürkçüyüm!
Laikim, ateist değil!...
Müslümanım, şeriatçı değil!...
Devrimciyim, terörist değil!...
Ulusalcıyım, gayri milli değil!..."

Kitabın başında Annesi Sevim Tural anlatımıyla Gökçe Fırat'ın çocukluk, ilk gençlik yıllarından bugüne nasıl bir insan olduğunun kısa bir portresi çizilmiş ve siyasi mücadelesi, muhalif duruşu nedeniyle iktidarla yaşadığı hukuki mücadeleler anlatılmış. Devamında mahkeme savunmasının tam metni bulunuyor. Burada uzun bir savunma yapmış olduğu görülüyor. Savunmasında; öncüsü ve kurucusu olduğu Türk Solu hareketinin gazete yayınlarının kurulduğu 2002 yılından bugüne muhalif tavrını ve yayın çizgisini, mahkemeye delil olarak sunduğu Fetullah karşıtı gazete kapaklarını, kendisine Fetullah tarafından açılan davaları, "Türk Ordusu'nun Tasfiyesi" ile "Paralel Devletler Savaşı" kitaplarında 15 Temmuza gelinen süreçle ilgili bir aydın olarak yaptığı uyarı ve önerilerinin neler olduğunu ayrıntılı olarak anlatıyor.

Bugünlerde Türkiye tarihinin kırılma dönemlerinden birine tanıklık ediyoruz. Tarihe not düşmek, ileride bugünleri yaşayanların neler yaptığı ve nelerle karşılaştığını anlamak ve değerlendirmek adına önemli bir kitap olduğunu düşünüyorum. Atatürkçüyüm ve bu ülkede olan biten beni ilgilendiriyor diyen vatandaşın bu kitaplarda anlatılanları bilmeye hakkı var. Öyleyse buyursun okusun.

Yazarın biyografisi

Adı:
Gökçe Fırat
Tam adı:
Gökçe Fırat Çulhaoğlu
Unvan:
Ulusal Parti Genel Başkanı ve gazeteci-yazar
Doğum:
İstanbul, 1974
Gökçe Fırat Çulhaoğlu (d. 1974, İstanbul, Türkiye), Ulusal Parti Genel Başkanı ve gazeteci-yazar. Türksolu gazetesi başyazarlığını da sürdürmektedir.

Hayatı

Memur bir ailenin mensubu olan Gökçe Fırat, Marmara Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme bölümü mezunudur. Daha sonra Kalkınma Ekonomisi bölümünde yüksek lisans yapmış fakat tez aşamasını tamamlayamamıştır. 2000 yılında İleri Dergisini yayımladı, 2002'de kurulan Türksolu gazetesini çıkarmaya başladı ve başyazarlığını üstlendi. Bugüne kadar yayımlanmış 17 kitabı bulunmaktadır. Görüşlerinden ve söylemlerinden dolayı ırkçılıkla suçlanmaktadır.

Siyasi Yaşamı
İşçi Partisi Dönemi

1993-94 yılında İşçi Partisi’ne katılarak İstanbul teşkilatını kuran isimlerden birisi olmuştur. Partiden 25 yaşında ayrıldığı 2000 yılında Merkez Komitesi'ne kadar yükselmiştir. İşçi Partisinden atıldığı iddialarına kendisi; Doğu Perinçek'e rakip olarak gösterildiğini, partiye hep eleştirel yaklaştığını ve parti içinde Kemalist olduğuna dair eleştirildiğini söylemektedir.

CHP Dönemi

İşçi Partisi döneminden sonra Cumhuriyet Halk Partisi'ne üye olmuş fakat Kemal Derviş'in partiye üye olmasıyla istifa etmiştir.

Ulusal Parti Dönemi

Mücadelesini 16 Mart 2010'da kurucusu olduğu Ulusal Parti'de devam ettiren Gökçe Fırat, partinin Genel Başkanıdır. 2011 Türkiye genel seçimlerine katılamayan parti ; İstanbul 3. Bölge'den Cafer Özsoy, İzmir 1. Bölge'den Tuncer Sümer, Balıkesir'den Serap Yeşiltuna ve Mersin'den Hasan Pektekin'i bağımsız aday yaparak seçime katıldı.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 54 okur okudu.
  • 43 okur okuyacak.