Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
Seni selâmlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver.
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:
Yurda ay yıldızının ışığı yeter.
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
Kızıllığında ısındık;
Dağlardan çöllere düştüğümüz gün
Gölgene sığındık.
Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı
Yüksek yerlerde açan çiçeğim.
Senin altında doğdum.
Senin altında öleceğim.
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen!
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim!
Güzel ülkemin güzel evlatları ÖLDÜRÜLÜYOR!
Atlas Çağlayan... 14 Ocak'ta 15 yaşındaki bir KATİL tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Adam öldürmek suçunun yaşı olmaz. Atlas'ın önünde gelecek vardı. Ortada yalnızca çocuklar ölmüyor, gelecek ölüyor. Katil olmak bu kadar kolay mı? Yan bakma mevzusu mu yani tüm olay? Birinin katil olması için bir motivasyonu olması gerekmez mi? Ölenler yalnızca çocuklar değil, vicdanlar. İnsan mıyız?
Bakın öldürmekle bitmiyor iş. Atlas Çağlayan'ın ailesine tehtid mesajları atan ve sosyal medya hesaplarında provokatif paylaşım yapanlar var. Çeteleşme söz konusu.Suça sürüklenen çocuk dediğiniz şey çocuğun zor anda kendi rızası ile yapmadığı takdirde söz konusu olabilir. İnsan öldürenler suça sürüklenen çocuk değil katildir. Ne zaman bu kadar canileştik? Amacım kimseyi günah keçisi seçmek değil. Lakin önce herkesin bilgisayarına savaş oyuları girdi. Haberlerde her gün yeni bir cinayet vakası göre göre artık eskisi kadar tepki vermez olduk. NORMALLEŞTİRİLDİ! Hak ettiği ceza alınmadıkları görüldüğünde daha cazip hale geldi. Artık cezaevinde yatmak bir başarı görüldü o çete arasında. 5 gün önce öldürülen Atlas yaşıtım. Onu öldüren katil kardeşimin yaşıtı. Sözün bittiği yerdeyiz ama bu değil ki susuyoruz. Susmadık, susmuyoruz, susmayacağız...
Susma! Çünkü,
"Sustukça Sıra Sana Gelecek!"