Biliyor musunuz.. Bu mesajın sahibi kefenin içinde buz gibi toprağın altında çoktan çürümüştür bedeni. Sevdiğiniz biri için bu cümleyi kurmak o kadar zor ki..
2025 dileklerime onun iyileşmesini de eklemişim. Ama bu yıl onu aldılar bu dünyadan.. "Güz yağmurlarıyla, bir gün göçtün gittin. İnanamadık Gülpembe" onun şarkısıdır benim için. Buraya öyle duygu sömürüsü yapmak için yazmadım. Hazır yeni bir yıla giriyorken aslında farkında olmadığımız ama aslında herşeyden kıymetli bir şeyi hatırlatmaya geldim. Şu an nefes alıyorsun, sevdiklerin de öyle. Allah kimseye böyle bir acı yaşatmasın ama hayatın gerçekleri :) Öyle zamanla alışırsınız falan da diyemem çünkü alışmıyorsunuz. Ben 9 ayda atlattım. Gerçi atlattım mı ondan bile emin değilim.
2026'dan tek dileğim; benden bir şey eksilmesin. Ne huzırum ne sağlığım ne de sevdiklerim.
Sevdiklerinizle beraber daha nice nice yıllara diyorum. Mutlu kalın..
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ben artık kabus görmek istemiyorum.. Hep bu saatlerde uyanıyorum (02.12) Uyumak istiyorum ama tekrardan oraya düşmekten korkuyorum.. İşin kötüsü ilk saniyeden beri rüyada olduğumun farkındaydım. Normalde rüyaları pek anlatmam ama mesela bugün evin içerisindeyim.. Tanıdık ama önceki rüyalarımdan. Sonra birisi diyor ki.. "Kaçmak istiyorsan kameralara aniden dön ve odakla." izlenme hissi çok korkunçtu... Rüyanın başı burası sadece. Onu anlatmayacağım.. Çok kötü çok... Uyumak istiyorum.
Bence önemli olan bugündür. Geçmiş değil. Geçmiş, geçmişte kalmıştır. Onu ayakta tutmaya çalıştıkça, eski günleri değişik şekilde hatırlamaya başlarız. Bazı olayları da iyice gözümüzde büyütürüz.
Bugün takvimler 22 Aralık’ı gösteriyor. Dışarıda rüzgâr camlara vurduğunda ya da elimizdeki kahve biraz soğuduğunda bile irkiliyoruz. Oysa bundan tam 111 yıl önce, Allahuekber Dağları’nın o keskin ayazında, on binlerce canın hayalleri o karın altında tek bir nefes sesi çıkarmadan söndü.
Sarıkamış deyince benim aklıma sadece bir tarih ya da bir muharebe gelmiyor; aklıma yarım kalmış mektuplar, hiç giyilememiş yün çoraplar ve memleketine dönünce evleneceği kızın hayaliyle ısınmaya çalışan o gencecik çocuklar geliyor. Onlar oraya ölmeye gitmediler, yaşatmak için yürüdüler. Ama kış, silahtan daha acımasız davrandı o kış.
Biliyor musunuz en çok ne canımı yakıyor? O koca yürekli adamların birbirlerine sarılarak, donmamak için değil, beraberce şehadete yürürken omuz omuza verişleri. Kurşun atmadan, "vatan sağ olsun" diyemeden, dilleri damağına yapışmış halde o beyaz örtünün altına uzanışları... Kar, o gün sadece bir doğa olayı değildi; o gün kar, bir milletin üzerine serilen beyaz bir kefendi.
Şimdi biz, onların adımlarını attığı o topraklarda özgürce nefes alıyoruz. Onların sustuğu o dağlarda bugün kuşlar uçuyor. Bizim bugün hissettiğimiz her sıcaklıkta, onların o gün çektiği o tarifsiz soğuğun hakkı var. Bu sadece bir anma değil, bu bir borç.
Ruhları şad olsun. O beyaz karanlıkta kaybolan o kahramanlar, aslında bizim yolumuzu aydınlatan sönmez birer ışık oldular. Unutmadık, unutmayacağız; çünkü o buz kesen sessizlik hala kulaklarımızda yankılanıyor.