"Babamı hiç görmedim Orhan." Sadece bu kadarını söyleseydi yeter de artardı bile; geri kalan her şey o ilk ve büyük acının dinmek bilmeyen sızılarıydı. Babasız kadınların ömür boyu peşini bırakmayan o şiddetli kalp ağrısı. Defne hayata başladığı anda bir yalnızlık dolambacının içine savrulmuştu. Babası herkesin dilini lâl eden çözülmez bir sırdı, buz tutmuş bir güneş, hayallerin bile ulaşamadığı uzak bir ülke, kelimelerin yetmediği bir masaldı.
Cevapsız kalan sorular, zamanı aşıp yeniden Defne'nin yüreğine yerleşti. Bu kez ölümden daha derin bir yara kapladı ruhunu, uzaklar. Belki Defne'ye kalsa ölümü tercih ederdi, çünkü uzaklara giden bir baba kalbini daha çok acıtıyordu; uzaktaki her insan biraz ölüydü ve bu kalbindeki ağrıyı katbekat çoğaltıyordu.