Tek başıma büyümüştüm bu dünyada, tek başıma öğrenmiştim, tek başıma keşfetmiştim. Hep yalnızdım kapalı kapıların arkasında. Ona ihtiyacım yoktu benim. Hiç olmamıştı.
Aşk ve sevgi, bir insanın yaşama amacı olacak kadar kuvvetli hisler değildir, Perva. Hatta doğruyu söylemek gerekirse o kadar kıymetli hisler bile değillerdir. Çünkü mezara tek başına girersin, gece karanlık çökünce ve düşündüğün son şey neyi sevdiğin değil de neyi kazandığın olur.
Kafasının içinde bir ses ile yaşamadığını söylemişti. Ama bu koca bir yalandan ibaretti. Kendini inandırmak istediği, eskimiş bir yalan... Artık kabullenmesi gerektiğini biliyordu ama gözleri hep geçmişi izlediğinden ya da geleceği gözlediğinden; bir türlü olduğu noktanın farkında değildi.
Dip.
Başlamak için güzel bir fırsat.
Ama yeterince güçlü değilsen ölürsün.
Kafasının içinde eski bir anı canlandı. Tatlı bir rüzgâr, hiç bitmeyen bir kış, yarım kalan bir düş... Eskiye dönüp bakmak bir tercih değil zorunluluktu çoğu geceler onun için. Ama şimdi durup düşündüğünde aslında düşün bitmiş olmasına seviniyordu. Yarım kalan bir düş, eskimiş hatıralar ve silinip giden hayatlar. Sigaradan derin bir nefes aldığında gözlerini açtı. Neden hiç gidenlerin gittiğini ama senin burada kalmak zorunda olduğunu düşündün mü? Kimileri buna şöyle bir cevap verir: Çünkü yaşanır kayıplar ve hissedilir acılar; ölür insanlar ve bir bir silinir dostluklar... Kazınıp atılır sözler dudaklardan... Geriye sadece bir kâğıt parçasına bırakılan eskimiş mürekkep izleri kalır.
Birileri, kaybedilenleri anlatmak için hep orada kalmak zorundadır.
Birileri, kaybedilenleri kazanmak için buradadır.