Nargilə

Artık yoktu. O yoktu. Tüm evde... Eskiden burada olduğuna dair hiçbir iz yoktu. Sanki hiç bu eve uğramamış, hiç hayatıma girip hem onu mahvedip hem de güzelleştirmemişti. Sanki hiç var olmamıştı.
Sayfa 284·Kitabı okudu
Reklam
Hırpalayarak sevilen ve bunun baskısı altında ezilse de bir şekilde buna bağımlı olarak hep daha fazlasını isteyene bir çocuktu o. En azından, eskiden öyleydi. Şimdi bir çocuk olmayabilirdi ama yine de birçok şey onu rahatsız ediyordu. Çünkü hiç kazanamayacağı bir takdirin peşinde koşup durması gerekiyordu. Hayatı başkaları için yaşayanları, ne yaparsanız yapın bu hayatın onların tek hayatı olduğuna ve değerini bilmeleri gerektiğine inandıramazsınız. Onların hep toplaması gereken bir takdir vardır. Hep memnun etmesi gereken insanlar... Hep kanıtlamaları gereken bir şeyler... Ve hep kazanmaları gereken bir savaş... Basit sebep ve sonuçlar onlara göre değildir. Aldıkları temel aksiyonlarda bile cevap hiçbir zaman canım istiyordan ibaret değildir onlar için. Çünkü onların canı sadece bir şeyleri kanıtlamak ister. Yaşamak değil.
Sayfa 251·Kitabı okudu
Kafamızın içindeki tüm şeytanları oraya getiren bir olay vardır. Bir düşünce. Bir his. Bir ses. Hiç dikkat etmediğimiz... Ama bir şekilde içimizde yer edinen. Çoğunluğunun mirası çocukluklarına dayanır, bazıları ise daha yenidir. Ortak özellikleri şudur ki; onları oraya getiren şey her ne ise gönderebilecek tek şey de odur. Bu şeytanları kovabilmek için önce kendinde bir sorun olduğunu kabullenmen gerekir.
Sayfa 159·Kitabı okudu
Hiçbir zaman sevgi göremediği için her zaman takdir görmek için çabalayan küçük bir çocuk gibiydi annesine karşı. Takdirin sevgiyi kazandırabileceğini düşünüyordu çünkü her şeyi tek başına sırtlanmaya bayılıyordu ama er ya da geç kabullenmesi gereken iki şey vardı: Birincisi, sevgi herhangi bir şeyle takas edilemezdi. Alıp da yerine bir aferin sözcüğü koyamazdınız. İkincisi ise... Ne yaparsanız yapın, ölü birinin takdirini kazanamazdınız.
Sayfa 154·Kitabı okudu
Aslında o kendini beğenmişliğin altında, her şey için sadece kendini suçluyordu. Hep daha güçlü, hep daha sert, hep daha acımasız durması gerektiğini düşünüyordu...
Sayfa 150·Kitabı okudu
Reklam