Hep böyle olmaz mı zaten? Hiç gücü elde etmeyen için konuşmak kolaydır ama bir kere eline gücü elde etme fırsatı geçti mi günün sonunda en çok olmak istemediğin şeye dönüşene kadar duramazsın.
Sevilmediği için başarır insan. Kafanı kaldırır bakarsın, yanında uzanan beden sana yabancıdır. Çocuğun konuşur ama sesini bile duymazsın. Arkadaşım deyip de kimseye sarılamazsın çünkü korkarsın, bir bıçak saplanır diye düşünür, kafanda hep kurarsın. Hakkında tek iyi bir söz söylenmez. Karanlıkta yalnız başına kalırsın. Korkutur orası seni. Bu yüzden oradan kurtulmak için yürümeye başlarsın ama yol hep daha büyük bir karanlığa açılır. Bir süre sonra gözlerin alışır, aydınlık sana korkunç gelmeye başlar, hep karanlığı istersin. Hiç fark ettin mi tek başımıza yürürken hep daha hızlı yürüdüğümüzü? Öyle işte. Yol gibidir hayat. Yalnız olan hızlanır.
İnsanlarla iletişim kurmakta muhtemelen ondan daha kötüydüm çünkü hayatıma kimse girmemişti. Her anlamda... Bu yüzden her ortamda kendimi fazlalık gibi hissediyordum. Orada olmamam gerekiyormuş gibi...