Dışarısı çirkinleştikçe, bir kaplumbağa gibi kapanmıştım sert kabuklu kendime. Ağırdı kendim, ezilmiştim. Ne kimseyi içeri almış ne de dışarı çıkabilmiştim. Mahpus kalmıştım adına emniyet dediğim o müemmen sürgüne. Kendi kendime. Dünyaya karşı uyuşmuştum böyle böyle.
Ne gözyaşlarını sildi ne de toparlanmak için çabaladı. Sadece ağladı. Kırılmış yıllarına ağladı. Paylaşılmamış cümlelere, duyulmamış itiraflara ağladı. Kendisinden esirgenen duygulara, bir zamanlar tanıdığını sandığı adama ağladı.