Doğaya müdahale etmenin sadece biyolojik bir felaket değil, aynı zamanda ahlaki bir çöküş olduğunun kanıtıdır. Şarikov’un o pişkinliği, kuralları hiçe sayışı ve her şeyi kendine hak görüşü karşısında duyduğum o yoğun tiksintiyle karışık acıma hissi, yazarın ne kadar büyük bir cerrah olduğunu kanıtlıyor; zira Bulgakov, sadece Şarikov’u değil, okurun içindeki o "her şeyi düzeltebiliriz" diyen gizli otoriteri de ameliyat ediyor. Bu kitap, insanın içindeki hayvanı evcilleştirmenin imkansızlığını değil, insanın içindeki "insan" görünümlü canavarı serbest bırakmanın ne kadar kolay olduğunu gösteren, her satırı zehirli bir zekâyla yıkanmış bir başyapıt.