t

Gökyüzü öyle yıldızlı, öyle aydınlıktı ki, ona bakınca insan ister istemez kendi kendine soruyordu: Böyle bir göğün altında huysuz ve kaprisli insanlar yaşıyor olabilir mi gerçekten?
Reklam
Ve üzülecek, bir anlık güzelliğin böyle hızla böyle geri dönülmez biçimde solmasına, önünüzde böyle yanıltıcı ve boşuna parlamış olmasına, hatta onu sevecek kadar vakit bulamamış olmanıza bile üzüleceksiniz.
O anda benim annem bana sesleniyor olsaydı, binlerce kadın sesinin arasından onunkini tanıyabilirdim. Aynı şekilde annem de binlerce çocuk ağlaması içinden benimkini seçebilecek yeteneğe sahipti.
Bizlerden daha sağlıklıydı; ama insan onun göğsünü dinleyince yüreğinin içinde fokurdayan gözyaşlarını duyabiliyordu.
Alıntı
Onlar ona tepeden bakıyorlardı, o da onların içini görüyordu. Bu sayede kendi çevresindeki herkesten daha çok roman ve şiir okumuştu. Bunlar deneyimin yerine geçti. Farkında olmadan insanları, kendi deneyimiyle kazandığı ölçüler yerine, Walter Scott ve Jane Austen’ın ölçüleriyle yargılıyordu; çevresindekileri kurgusal karakterler olarak görüyor, haklarında şiirsel yargılarda bulunuyordu. Ama ne yazık ki ona öğretilenler kendi kendine öğrendiklerini büyük ölçüde hasara uğrattı.
Alıntı
Reklam