‘Kırılmış kalbini de yaşanması mümkün olan ama yaşanmayan hayallerini de bana bırak.Sonunda göreceksin ki kaybettim diye düşündüğün bir çok şeyin daha fazlasını ve daha güzelini yaşayacaksın.
Şimdilik sabret.’
‘Yerini vaktinde terk etmeyi bilmek,gerçek olgunluktur.Sadece acizler kalmakta ısrar eder’sözü güç veriyor bana.
Ve anımsadıkça terk etmem gereken yeri,insanları ve olmamam gereken her yeri terk ediyorum.
İnsanın içe dönüş yolunda pişmanlıklar,acılar ve yalnızlıklar saklıdır.
Yanman gerek.
Yarım bırakılman gerek
Yalnızlığın o karanlık yollarından tek başına geçmem gerek.Dostlarının ihanetini,var bildiklerinin yokluklarını görmen gerek.En zorlu zamanlarında ‘yardıma ihtiyacım var’diyerek ellerini uzattığında ‘aslında benim hiç kimsem yokmuş’gerçeğiyle yüzleşmen gerek.
Ayaklarında derman,içinde umut ve karşında insan kalmadığında lütfen biraz daha sabret ve yaslan kendine.
Çünkü o zorlu yolculuğun sonunda seni öyle bir hazine bekler ki orada bulduklarına sen bile şaşırırsın.
Bazen bırakmalı.
Oldurmak için uğraşmak yerine bırakmalı;herkesi layığına,inandığı yola.
Bırakmanın verdiği gücü,özgürlüğü ve kendi halindeliği yaşadığım günlerdeyim.
Bıraktım.
Bana çiçek açmayan hayatların toprağı olmayacağım.
Olgunluk,her ne kadar farkındalık ve bir aydınlanma dönemi olsa da,aynı zamanda bu farkındalığın getirdiği bir yalnızlık dönemidir.
Ama bu yalnızlık,istenmeyen bir durum değildir.
İnsanlarla ve hayatla uğraşmaktan yorulan ve yıpranan her insan,zamanla sadeliği ve dinginliği seçer.
Bu bir kaçış da değildir.
Bu bir arınma ve kendini bulma dönemidir.
Herkese yetişme ve insanları memnun etmeye çalışma döneminden sıyrılıp kendine ait olma dönemidir.