Psikiyatri vakalarının çoğunda, hastanın dile getirilmemiş bir öyküsü vardır ve kural olarak, bu öyküyü kimse bilmez. Bence tedaviye, ancak tümüyle kişisel olan bu öyküyü iyice irdeledikten sonra başlanabilir. Hastanın gizidir bu ve hasta bu kayaya çarparak parçalanmıştır. Gizli öyküsü bilinirse tedavi için bir anahtar elde etmiş olunur.
Bence, düşünceleri, bireysel vakaların daha yakından incelenmesi ve anlaşılabilmesi için yol göstericiydiler. Nörolog olmasına karşın, psikiyatriye psikolojiyi sokan odur.
Üniversitedeki ilk yıllarımda, bilimin inanılmaz çoklukta bilgiye ulaşmak için kapıları açtığını fakat gerçek sezgilere çok az katkıda bulunabildiğini anladım.
"Taş, çelişkiler içinde değil, iletişim kurmak için çaba göstermiyor ve yüzyıllardır böyle ve sonsuza dek de böyle kalacak. Oysa ben, her türlü duygunun etkisinde kalan geçici bir olguyum," diye düşünüyordum. "Bir alev gibi bir parlıyor bir sönüyor bu duygular." Duygularımın sonucuydum; içimdeki "öteki" de zamanla kısıtlı olmadığı için yok olmayan taştı.