Mert C.

Mert C.
@_muhasibi
“Eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa, yemin olsun ki biz elbette bütün bütün kaybedenlerden oluruz.” A’raf/149
10/10
·416 syf.·
2025 6. kitabı
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطاَنِ الرَّجِيمِ بِسْــــــمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ العَالَمِينَ ‎ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَ ﺁلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينْ Halil İbrahim Acar’ın bu eseri, yalnızca bir hukuk metni değil; aile dediğimiz ilahi kurumun, fıkhî temelleri kadar ahlâkî derinliğini de yeniden hatırlatan güçlü bir kaynak. Modern çağda evlilik mekanizmasının yalnızca bir “sözleşme” olarak görülmeye başlandığı bir zeminde, bu kitap evliliği bir ahd, bir mes’ûliyet ve bir kulluk imtihanı olarak ele alıyor. Kitap, klasik fıkıh metinlerinin sistematiğini bozmadan, çağdaş meseleleri de ihmal etmeyen bir denge ile yazılmış. Şu temel konular detaylı biçimde işlenmiş: 1.Evlilik akdi ve şartları 2.Mehir ve nafaka 3.Kadının hakları ve konumu 4.Boşanma (talâk), iddet ve arabuluculuk 5.Aile içi sorumluluklar ve adalet dengesi 6.Modern aile sorunları ve çözüm arayışları Acar, sadece “ne yapılması gerekir” demiyor; “neden böyle emredildiği”ni de izah ediyor. Ayet ve hadislerin yanı sıra dört mezhebin görüşlerini karşılaştırmalı olarak veriyor. Birkaç alıntı : “Evlilik, sadece iki bedeni birleştirme değil, iki emaneti taşımaktır: biri kul olarak, biri eş olarak.” “Kadının hakları, sadece pozitif hukukla değil; ilahî beyanla teminat altındadır.” “Aile, hukukla ayakta kalır ama merhametle yaşar.” Bu ifadeler hem akademik bir dille hem de insani bir duyarlılıkla yazıldığının göstergesi. Kişisel Yorumum:
Din
İslam Aile HukukuHalil İbrahim Acar · Ensar Neşriyat · 201979 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·265 syf.·
2025 5. kitabı
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطاَنِ الرَّجِيمِ بِسْــــــمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ العَالَمِينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَ ﺁلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينْ Bugünlerde zihinlerin bulanık, kalplerin dağınık olduğu bir zamanda bu kitap; sanki fırtınalı bir denizde rotasını kaybetmiş gemiye pusula gibi… Tahâvî Akîdesi, Ehl-i Sünnet’in akaid mirasının özüdür. Ebubekir Sifil Hoca ise bu metni sadece izah etmiyor; adeta ilmi bir sadakatle yeniden canlandırıyor. Kur’an ve sünnet çizgisinden asla taviz vermeden, modern zihinlerin kavrayabileceği berrak bir dil kullanmış. Neden etkileyici? Çünkü bu kitap sadece bir ilmihal metni değil; aynı zamanda itikadi bir direniş. Şüphelerin, yozlaşmaların ve akideyi sulandıran her tür yorumun karşısında sağlam durmayı öğretiyor. Altını çizdiğim bazı satırlar: “Bu ümmetin kurtuluşu, ilk nesillerin anlayışıyla mümkündür.” – Bugün en çok unuttuğumuz gerçek belki de bu. “İman; sadece bilgi değil, teslimiyettir.” – Akılcılaştırılan dini anlayışlara karşı bu söz, kalbe dokunan bir uyarıdır. “Kelamı, felsefeye boğmadan konuşmak mümkündür. Tahâvî bunu başardı, biz de buna mecburuz.” – Ne çok bilgiye boğulup ne de kuru sloganlara sığınmadan hakikati ifade etmenin gerekliliği… Etkileyen yönü: Kitabı okurken sanki iman temellerimi yeniden gözden geçirdim. Hem güven verdim, hem tereddütlerim silindi. Özellikle günümüz “her şeyi sorgulayan ama hiçbir şeyi içselleştiremeyen” yaklaşımına karşı bir sığınak gibi. •Ehl-i Sünnet itikadını derinlemesine öğrenmek isteyenler •İmanî meselelerde şüpheye düşen ya da arayışta olanlar •Dini bir metni, sağlam bir ilmi geleneğe bağlı kalınarak şerh edilmiş haliyle anlamak isteyen herkes okumalı.
Din
Ehl-i Sünnet AkaidiEbubekir Sifil · Rıhle Kitap · 2015711 okunma
8/10
·400 syf.·
2025 4. kitabı
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطاَنِ الرَّجِيمِ بِسْــــــمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ العَالَمِينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَ ﺁلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينْ Konusu ve Amacı: Ebubekir Sifil Hoca bu eserde, meşhur “Muâz b. Cebel Hadisi”ni temel alarak ictihad, nasların konumu, sahabe dönemi fıkhî zihniyeti ve usûl-i fıkıh çerçevesinde çok yönlü bir değerlendirme sunar. Bu hadis özellikle şu yönüyle meşhurdur: Hz. Peygamber (s.a.v.), Yemen’e vali olarak gönderdiği Muâz’a nasıl hükmedeceğini sorar. Muâz (r.a.), önce Kitab’a, sonra Sünnet’e başvuracağını; onlarda bulamazsa kendi rey’i (ictihadı) ile içtihat edeceğini söyler. Hz. Peygamber (s.a.v.) bu cevabı takdirle karşılar. Sifil Hoca’nın Ele Aldığı Temel Noktalar: 1.Hadisin Sened ve Metin Tahlili: Ebubekir Sifil hadisin sened bakımından zayıf olduğuna dair görüşlere yer verir ama buna rağmen hadisin ümmet nezdindeki kabulü ve uygulama pratiği açısından son derece önemli olduğuna vurgu yapar. 2.İctihadın Meşruiyeti ve Sınırları: Kitap, ictihadın nasıl bir metodolojiyle yapılabileceğini, hangi şartlar altında meşru sayıldığını ve sınırlarının nerede başladığını delilleriyle tartışır. Sifil, özellikle nas varken ictihad olmaz prensibini net bir şekilde vurgular. 3.Modern Yorumlara Eleştiri: Günümüz “akılcı” yorumlarının bu hadisi keyfi ictihada gerekçe yapmasına karşı, Sifil bu anlayışı Ehl-i Sünnet çizgisi içinde detaylı şekilde eleştirir. Özellikle “her konuda kişisel yorum serbesttir” gibi yaklaşımların tehlikesine dikkat çeker. Kitaptan Dikkat Çeken Satırlar: “İctihad, nasın alternatifi değil, nasın açıklayıcısıdır.” – Bu cümle kitapta öne çıkan temel yaklaşımdır. “Muâz’ın ictihadı, nas varken devreye giren bir rey değildir; nassın bulunmadığı yerde
Din
Mu'âz b. Cebel (r.a) ve İctihad HadisiEbubekir Sifil · Rıhle Kitap · 202488 okunma
10/10
·136 syf.·
2025 3. kitabı
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطاَنِ الرَّجِيمِ بِسْــــــمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ العَالَمِينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَ ﺁلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينْ Bu kitap sadece bir eleştiri değil; aynı zamanda bir çığlık, bir uyarı ve bir vicdan muhasebesi. Osman Yüksel Serdengeçti, kelimeleriyle adeta bir tokat gibi çarpıyor okura. Sıradan bir eleştiri ya da kuru bir siyasal söylem değil bu kitapta geçenler. Aksine, bir neslin göz göre göre nasıl yozlaştırıldığını, kültüründen, inancından, tarihinden koparıldığını hem dertlenerek hem de sitem ederek anlatıyor. Serdengeçti’nin dili yer yer sivri, ama içten ve samimi. Okurken bir yandan kızıyorsun, bir yandan da “Haklı mıydı?” diye düşünüyorsun. Çünkü anlattığı meseleler yalnızca geçmişin değil, bugünün de aynası gibi. Özellikle milli ve manevi değerlerin erozyona uğradığı noktaları işaret etmesi çok çarpıcı. Beni en çok etkileyen şey, yazarın üslubundaki samimiyet. Dertli bir adamın içini dökmesi gibi… Ve her cümlede şu hissiyat var: “Ben bu milletin evladıyım, derdim bu milletle!” Kitap boyunca bir yandan kızıyor, bir yandan üzülüyorsun. Ama en çok da düşünüyorsun. Çünkü bu bir döneme ağıt değil sadece, aynı zamanda bugüne tutulan bir aynadır. Serdengeçti’nin sesi hâlâ diri, hâlâ yankı yapıyor. Ve hâlâ soruyor: “Biz ne ara bu kadar savrulduk?” Neden okunmalı? Çünkü bu kitap yalnızca bir dönem eleştirisi değil, bir uyanış çağrısı. Kendi değerlerini, kimliğini, geçmişini anlamadan geleceğe sağlam adım atılamayacağını hatırlatıyor. Bazı alıntılar: “Mektep ne verdiyse sokak geri aldı.” Eğitimle verilen değerlerin, yozlaşmış bir toplum düzeni içinde nasıl kaybolduğunu tek cümleyle özetlemiş. “Bize kim olduğumuzu unutturdular… Önce tarihimizden, sonra dinimizden,
Edebiyat
Bir Nesli Nasıl MahvettilerOsman Yüksel Serdengeçti · Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları · 20201,208 okunma
10/10
·400 syf.·
2025 2. kitabı
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطاَنِ الرَّجِيمِ بِسْــــــمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ العَالَمِينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَ ﺁلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينْ Nefsin Terbiyesi, İslami gelenekte asırlardır merkezî bir yere sahip olan “nefs ile mücadele” konusunu ele alan, hem tasavvufi hem de ahlaki boyutlarıyla okuyucuyu derin bir iç muhasebeye davet eden kıymetli bir eserdir. Kitap, yalnızca bilgi vermekle kalmayıp, okuyucuyu adım adım kendi nefsine dönmeye ve içsel bir yolculuğa çıkmaya teşvik eden yapısıyla dikkat çekiyor. Eserin temel amacı, nefsin mahiyetini tanıtmak, onun çeşitli mertebelerini açıklamak ve kişiyi bu mertebelerde yukarı taşımak adına tavsiyelerde bulunmaktır. Müellif, nefsin terbiyesinin sadece bireysel bir arınma süreci olmadığını; aynı zamanda sosyal hayatın, aile düzeninin ve kulun Allah ile olan ilişkisinin temelinde yer aldığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Kitapta beni özellikle etkileyen bölümlerden biri, kadınların toplumsal hayattaki konumuyla ilgili geçmiş uygulamalara yer verilen pasajlardı. Özellikle kadınların yalnızca peçeyle yetinmeyip şemsiye kullanmaları, çarşı-pazar gibi kamusal alanlara çıkmamaları gibi örnekler, yazarın hem dönemin sosyokültürel yapısına hem de iffet anlayışına dair çizdiği çerçeveyi gösteriyor. Bu örnekler, bugünün okuyucusu için tartışmalı olsa da, dönemin değerlerini anlamak adına tarihî bir perspektif sunuyor. Kitabın diline gelince; akademik metinlerin ağırlığından uzak ama ilmî derinlikten kopmayan, yer yer nasihat, yer yer hatırlatma mahiyetinde sade bir anlatım tercih edilmiş. Bu da okuyucunun hem zihnine hem kalbine dokunmasına imkân tanıyor. Herkesin anlayabileceği bir dilde yazılmış olması, eseri daha geniş bir okuyucu kitlesine
Din
Nefsin TerbiyesiMehmed Zahid Kotku · Server İletişim · 2019577 okunma