Gizem,korku,polisiye ve keşif temalı birçok hikayeden oluşan bu kitabı okurken hayran kaldığım şeylerin en başında, Edgar Allan Poe'nin en basit konuyu anlatırken bile en ince ayrıntısına kadar anlattığı şeye hakim olması ve bunu üstün bir genel kültür bilgisiyle aktarması oldu. Yani 'A' konusu hakkında bir şey anlatıyorken bu konunun içinde geçen bir kelimenin bile tarihsel açıklamasını yapabilmiş ve hikayesinde kullanabilmiş. Hatta bazen o kadar açıklama yapıyor ki yer yer hikayenin olay akışının bozulabildiğini bile görebiliyoruz ama tabi bunun çok göze battığını söyleyemem.
Usher Konağı'nın Çöküşü, Kara Kedi gibi kült hikayelerinin zaten benim tarafımdan övülmesine gerek yok o yüzden bunlara pek değinmeyeceğim fakat okurken bir hayli keyif aldığım, kitabın da son hikayesi olan Julius Rodman'ın Güncesi çok güzeldi.
Konusu klasik bir Kuzey Amerika'yı yeni yeni keşfetme hikayesi olsa da içinde yerli kabilelerin, yabani hayvanların ve modern insanın çatışma halinde olduğu ve maceraperest insanların hikayelerinin anlatılması beni etkiliyor, o yüzden bu yarım kalmış hikayeyi (evet hikaye tam ortada bitiyor) çok beğendim.
+ Bilince değil, bilgiyi elde edince mutlu olur insan! İlelebet bilmek elbet kutsanmışlıktır ama her şeyi bilmek de şeytanın zulmüdür.
- İyi ama Yüce Tanrı her şeyi bilmiyor mu ?
+ O'nun da bilmediği şey bu belki de.