Neticede, tahmin edilebileceği gibi, belgelenmiş bir beyin-vücut etkileşimi söz konusudur ve göze daha az görünen zihin-vücut etkileşimlerini de belki ayırt edebiliriz. Şu örneğe bakalım: Neokorteks, limbik sistem ve hipotalamus düzeyinde çok sayıda beyin sistemin deki işlemlerle ilgili olan kronik zihinsel stres halinin, deri içindeki sinir uçlarında CGRP ya da 'kalsitonin genle bağlantılı peptid' de nilen bir kimyasal maddenin aşırı üretilmesine yol açtığı sanılmaktadır. Sonuç olarak, CGRP Langerhans hücrelerinin yüzeyini aşırı derecede kaplar. Bağışıklıkla ilgili bu hücrelerin görevi, bulaştırıcı unsurları yakalayıp lemfositlere teslim ederek bağışıklık sisteminin bunlarla savaşmasını sağlamaktır. Üzerleri tümüyle CGRP ile kaplanan Langerhans hücreleri, yeteneklerini yitirir ve koruyuculuk görevini yapamazlar. Sonuçta vücut, başlıca giriş yollarından biri daha az savunulduğu için, enfeksiyonlara karşı daha savunrnasız hale gelir. Zihin-vücut etkileşimine başka örnekler de verilebilir: Üzüntü ve kaygı, bilindiği gibi, cinsel hormonların düzenini değiştirerek hem cinsel güdülerde hem de kadınların adet çevrimlerinde değişikliğe neden olur. Yine beyindeki işlemlere bağlı bir hal olan mahrumiyet, bağışıklık sistemini çöküntüye uğratarak insanın daha kolay mikrop kapmasına yol açar ve doğrudan ya da dolaylı bir sonuç olarak, bazı kanser türlerinin gelişme olasılığını artırabilir. Kırık bir kalp insanı öldürebilir!