elif

elif
@_nefelibata
Efendimiz "Cehennem istek ve ihtiraslarla, cennetse zorluklarla çevrilidir" buyurmuştur. Bu dünyanın parıltısına aldanmayın ve odağınızı dağıtmasına izin vermeyin. Eğlenmeyin, eğlenceli şeyler yapmayın demiyorum. Sadece hayatta olma sebebinizi unutmayın.
Sayfa 143·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Üniversite yıllarımda bir bukalemun değildim. Kaybolmuştum ve gerçek kimliğimi arıyordum. Ne amaçla yaratıldığımı bulmaya çalışıyordum. Kaybolmuştum ve çaresizce yolumu bulmak istiyordum. Sadece evimin, asıl ait olduğum yerin neresi olduğunu bilmiyordum. Rabbimiz İnşirah sûresinde "Sen kaybolmuştun. Rabbin seni buldu ve yol gösterdi." buyurur. Ben de gerçek evimi bulmaya çalışırken "renk değiştirmeye" devam etmiştim.
Sayfa 8·Kitabı okudu

elif

, bir kitap okudu
Puan vermedi·181 syf.·
29 günde okudu
·
2023 5. kitabı
Engin Geçtan
8.5/10 · 6,1bin okunma
Doğa insanının varoluş biçiminden uzaklaşıldıkça, insan sahip oldukça varolabileceğine inanmaya başladı. Diğer insanları ihtiyaçlarını karşılayacak nesneler olarak algıladıkça, “ilişki adına ilişki" yaşayabileceği kimsesi kalmadığından giderek yalnızlaştı; kalabalık içindeyken, dostum dediği kişilerle, hatta aile içi beraberliklerinde. Maskelenmiş yalnızlık, hayatı da sahip olunan "şey" haline getirdi, hayata yakılan ağıtlar sıradanlaştı, Tanrı kendisinden bir şeyler beklenen, hatta talep edilen bir konuma indirgendi. Ben ve hayatım tek olduğuna, üstelik başkalarının hayatlarıyla kaynaşıp benlik sınırlarını yitirmeden bir bütüne katılabildiği oranda hayat olabileceğine göre, ben ve hayatım diye bir ikili nasıl olabilir ki? Ama azımsanmayacak sayıda insan, farkına varmadan, kendisi ve hayatından oluşan bir ikilinin yalnızlığına kilitlenip kalıyor.
Sayfa 121·Kitabı okudu
İnsanlar hakkında bilgi sahibi olmak onları tanıma anlamını içermez, çünkü birbirimizi ancak yaşantılar içinde tanıyabiliriz ki bu da zaman gerektiren bir süreç. Eski kuşaklarda yaygın ve ben-şey ilişkisinin klasik örneklerinden olan merakiliğin yerini farklı bir olgu aldı genç kuşaklarda: Tanışmanın ardından kendiyle ilgili biçimsel bilgileri bir çırpıda karşı tarafa sunarak yakınlık kurulabileceği beklentisi. Birileri hakkında bilgi edinerek onları tanıyacağına inanmak ya da kendiyle ilgili bilgi sunarak yakınlık beklemek, insanları imgeye dönüştürerek algılama tuzağını da beraberinde getirebiliyor. Oysa imgeler, insanın kendi kişiliğinin yansıtmalarının yaratısıdır, dolayısıyla yansıtıldığı kişinin kendisiyle pek ilgisi yoktur. Üstelik, imgeleştirilen kişi de kendisini imgesi olarak algılamaya başladığında işler daha da karışabiliyor. Taraflar birbirini karşılıklı imgeleştirerek algıladığında ise yalnızlıktan ve hayata ilişkin korkulardan kurtulunamıyor. Kiminde de yeni tanışılan biri hızla yüceltiliyor, onunla sık beraber olunuyor, bir süre sonra yeni dostunu o kişinin çevresinde görmez olduğunuzda değer kaybına uğradığını anlıyorsunuz. Bir süre sonra yeni biri yüceltiliyor ve resmigeçit böylece sürüp gidiyor, kimsenin ne kendini ne de başkalarını kendi olarak algılayamadığı imgeler dünyasında.
Sayfa 99·Kitabı okudu