Nesli

Nesli
@_nesliben
Bibliyofil
425 okur puanı
Eylül 2018 tarihinde katıldı
İş, görünür kılınmış aşktır. Eğer aşkla çalışamıyor ve çalışırken sadece hoşnutsuzluk duyuyorsanız, işinizi bırakıp tapınak kapısında oturmak ve sevinçle çalışanların sadakalarını almak yeğdir. Çünkü gönülsüz pişirilen ekmek acı olur ve ancak yarısını giderir insanın açlığının. Eğer üzümleri istemeye istemeye ezerseniz, gönülsüzlüğünüz şaraba zehir Katar. Eğer melekler gibi şarkı söyler ama şarkı söylemeyi sevmezseniz, insan kulağını günün ve gecenin seslerine kapatırsınız.
Sayfa 15 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2014
Modern Klasikler Serisi
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hayatı çalışmak yoluyla sevmek hayatın en derin sırrına ermek demektir. Fakat eğer ıstırap çekerken, doğduğunuz güne lanet edip bedeninizin yükünü taşımayı alnınızın kara yazısı sayıyorsanız, o zaman size cevabım şudur: Yazılanı silecek olan sadece alın terinizdir. Size hayatın karanlık olduğu da söylendi ve siz de bezginlik içinde bezginler tarafından söylenenleri tekrarlıyorsunuz. Ben de diyorum ki bir dürtü olmadıkça hayat karanlıktır gerçekten ve bilgi olmadıkça tüm dürtüler kördür. İş olmadıkça tüm bilgiler boşunadır ve aşk olmadıkça tüm işler boştur… Aşk ile çalışınca kendinizi nefsinize, birbirinize ve Tanrı’ya bağlarsınız. Peki aşk ile çalışmak nedir? Giysinin kumaşını yüreğinizden çekilmiş ipliklerle dokumaktır, giysiyi sevgiliniz giyecekmişçesine. Evi muhabbetle inşa etmektir, içinde sevgiliniz oturacakmışçasına. Tohumları sevecenlikle ekmek ve hasadı sevinçle kaldırmaktır, meyveyi sevgiliniz yiyecekmişçesine. Yaptığınız her şeye kendi ruhunuzdan bir soluk katmak ve bütün kutlu ölülerin çevrenizde durup sizi izlediğini bilmektir.
Sayfa 14 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2014
Modern Klasikler Serisi
“Veririm ama sadece hak edenlere” dersiniz sık sık. Ne meyve bahçenizdeki ağaçlar böyle der ne de çayırlarınızdaki sürüler. Onlar yaşayabilmek için verir; çünkü vermekten kaçınmak yok olmaktır. Günler ve geceler bahşedilmeye değer bulunmuş olan, sizin vereceğiniz başka her şeye de layıktır kuşkusuz. Hem hayat ummanından içmeyi hak etmiş olan, sizin küçük derenizden tasını doldurmayı da hak eder elbet. Bir şeyleri alma cesaretinde ve güveninde, hatta hayırseverliğinde yatandan daha büyük bir ödül var mıdır? Hem siz kim oluyorsunuz ki çırılçıplak değerlerini ve utanmasız gururlarını görebilesiniz diye önünüzde göğüslerini bağırlarını yırtıp gururlarını sergilesin insanlar? Hele bir veren olmaya ve vermenin aracı olmaya layık olun önce. Çünkü aslında hayata bir şeyler vermek hayata mahsustur; kendinizi verici sayan sizler sadece birer tanıksınız. Siz alanlar -ki hepiniz alıcısınız- minnetin ağırlığını yüklenmeyin, yoksa boyunduruk vurursunuz kendinize ve verene. Onun yerine verenle birlikte yükselin kanatlanırcasına hediyelerinin üzerinde… Çünkü borcunuzu aşırı önemsemek, anası eli açık toprak ve babası Tanrı olanın cömertliğinden kuşku duymak demektir.
Sayfa 11 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2014
Modern Klasikler Serisi
Malınızdan mülkünüzden verdiğinizde pek fazla bir şey vermiş sayılmazsınız. Gerçekten vermek kendinden vermektir. Çünkü mal mülk, bir gün gerekeceği endişesiyle alıkoyup sakladığınız şeylerden başka nedir? Yarın, yarın ne getirir, hacıların ardı sıra kutsal kente giderken, iz tutmaz kumlara kemik gömen aşırı tedbirli köpeğe? Yokluk korkusu yoksunluğun bizzat kendisi değil midir? Kuyunuz suyla doluyken çekilen susuz kalma korkusu değil midir asıl giderilemez susuzluk?
Sayfa 10 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2014
Modern Klasikler Serisi
Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil. Onlar Hayat’ın kendine duyduğu hasretin oğulları ve kızları. Onlar sizin sayenizde gelir ama sizden değildir. Sizinle birlikte olsalar da size ait değildir. Onlara sevginizi verebilirsiniz ama düşüncelerinizi değil… Zira kendi düşünceleri var onların. Onların bedenlerini barındırabilirsiniz ama ruhlarını değil…Çünkü ruhları geleceğin evinde, sizin düşlerinizde bile ziyaret edemeyeceğiniz o yerde yaşar. Onlar gibi olmaya çabalayabilirsiniz, ama onları kendinize benzetmeye çalışmayın. Çünkü ne geri gider yaşam ne de oyalanır dünle. Sizler yaysınız, çocuklarınız da bu yaylardan fırlatılan canlı oklar. Okçu sonsuza giden yoldaki hedefi görür ve okları tez gitsin, ırak gitsin diye gerer sizi var gücüyle. Okçunun elinde gerilmek mutluluk versin size; çünkü O sağlam yayı da sever, uçan oku sevdiği kadar.
Sayfa 9 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2014
Modern Klasikler Serisi