Nisa

Köpeklerin aya karşı acı acı ulumaları durumu iyice karmakarışık ediyordu. Ahmet ile Aziyade'nin sır verircesine bana anlattıklarına göre köpeklerin böyle uluması bazı olağanüstü durumlarda onlara verilen esrarengiz bir ekmek için Allah'a yakardıklarından ötürüymüş, insanlar bu ekmeği göremezlermiş.
Sayfa 81 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Muhteşem bir gece, Unkapanı'nda yokuş aşağı iniyoruz. İstanbul alışılmamış bir görünüm içindeydi, bütün minarelerde müezzinler acayip bir makamla bilinmedik dualar okuyorlardı; gecenin olmayacak bir saatinde çok yukarılardan gelen bu tiz sesler insanın aklına çok kötü şeyler getiriyor, huzursuz ediyordu, öbek öbek kapı önlerinde toplanmış müminlerin hepsi gökyüzünde ürkütücü bir noktaya bakar gibiydiler. Ahmet onların neye baktıklarına baktı, dehşet içinde elimi yakaladı: Az önce Ayasofya'nın kubbesi üzerinde pırıl pırıl ışıdığını gördüğümüz ay uçsuz bucaksız göğün içinde sönüp gitmiş, donuk, kan rengi bir lekeye dönmüştü. Göksel belirtiler kadar insanı etkileyen hiçbir şey yoktur, ilkin ben de yıldırım çarpmış gibi korkuya kapıldım. Uzun zamandır takvime bakmayı ihmal ettiğim için böyle bir olay meydana geleceğinden hiç haberim yoktu. Ahmet bana durumun ne kadar ciddi ve uğursuz olduğunu anlatıyordu: Türklerin inancına göre ay şimdi onu yutmak isteyen bir ejderle mücadele halindeydi. Yine de Allah'a yakararak ejderin üstüne kurşun sıkarak onu kurtarmak mümkündü. Gerçekten bunun için bütün camilerde dua edilmekteydi ve İstanbul'da bir yaylım ateşi başlamıştı. Bu korkunç olayı mutlu sona ulaştırmak için bütün pencerelerden, bütün çatıların üstünden aya doğru ateş ediliyordu.
Sayfa 80 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
İşte böyle, oynadığım Türk rolünde ara sıra kendimi ciddiye almayı başaramıyorum, Arif'in sarığı altından Loti'nin kulağının ucu görünüyor ve benim Loti olduğum aptal gibi kafama dank ediyor, tatsız, berbat bir duygu bu.
Sayfa 71 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Hugo, Alacakaranlık Türküleri
Doğu! Doğu! Nedir gördüğünüz orada ey ozanlar? Çevirin Doğu'ya doğru gözlerinizi ve düşüncelerinizi! "Heyhat! diye yanıtladılar uzun bir suskunluktan sonra Bizim orda gördüğümüz esrarengiz bir sabah •••••••••••••••••• Şafak sandığımız bir gecedir bu belki de" •••••••••••••••••• (Victor Hugo, Alacakaranlık Türküleri)
Sayfa 67 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Loti Aziyade'yi Anlatıyor
Aziyade az konuşuyor; çoğun gülümsüyor ama hiç gülmüyor, yürürken hiç ses çıkarmıyor, hareketleri yumuşak, kıvrak ve sakin, hiç işitilmiyor. Bu küçük gizemli kadın işte böyle biri, çoğu zaman gün ışırken ortadan yitiyor, gece vakti cinlerin, hayaletlerin kol gezdiği saatte geri geliyor. Doğaüstü bir şeyler var onda, sanki geçtiği yerleri ışığıyla aydınlatıyor. İnsan onun çocuksu, ciddi başını çevreleyen bir hale arıyor ve hoş bir şekilde yanaklarını, alnını çevreleyen, ele gelmez, biçime girmez kısacık saçlarına ışık düşüğü zaman bu haleyi gerçekten görüyor. O bu kısa saçlarını çok yakışıksız buluyor, her sabah bir saat boş yere onları yatırmaya uğraşıyor. Yaptığı bu iş ve tırnaklarını turuncu kırmızı bir renge boyamak onun başta gelen iki uğraşı. Türkiye'de yetişmiş bütün kadınlar gibi tembel; buna karşılık nakış işlemesini, gül suyu yapmasını, adını yazmayı biliyor. Büyük bir ciddiyetle, sanki çok önemli bir iş yaparmış gibi bütün duvarlara adını yazıyor, yazarken bütün kurşun kalemlerimin ucunu kırıyor. Aziyade düşüncelerini bana ağzıyla değil, daha çok bakışlarıyla iletiyor, yüzünün ifadesi insanı şaşırtacak kadar değişken ve canlı. Bakışlarını konuşturmayı öylesine iyi biliyor ki, çok daha ender konuşsa ya da konuşmayı hepten bir yana bıraksa olur. Çoğu zaman ruh haline göre Türkçe bir şarkıdan bazı yerler söyler; Avrupalı bir kadının duygularını bu yolla ifadesi can sıkabilirse de onda Doğu'ya özgü bir çekicilik taşıyor. Çok genç ve körpe olmasına karşın sesi kalın, ayrıca hep pes perdeden şarkı söylüyor, Türkçenin patlayıcı ünsüzleri kimi zaman sesine bir boğukluk veriyor. Aziyade on sekiz on dokuz yaşlarında. Kendi başına ve birdenbire son derece önemli kararlar alabilme, ne pahasına olursa olsun, ucunda ölüm de olsa bunları uygulama
Sayfa 53 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Reklam