Nisa

Kadınlar önceden tepki verebilirmiş, bu nokta çekti dikkatimi.
Loş, üstü çardaklı mahallelerde, mor salkım sarılı çeşme başlarında her siyah çarşaflı kadına beni azarlayıncaya kadar bakıyordum: "İlahi gözün çıksın! Gâvur hafiyesi misin nesin!"
Sayfa 69·Kitabı okudu
Feminizm
Reklam

Nisa

, bir kitap okudu
Puan vermedi·208 syf.·
2023 2. kitabı
Halide Edib Adıvar
8.1/10 · 30,3bin okunma
Kuran'ın yasaklamadığı beyaz İzmit şarabı tek kadehte elden ele dolaşır ve geleneğe göre sırası gelen aynı kadehten içer. Çok az içilir bu şaraptan, hani bir genç kızın bile daha fazlasını isteyeceği kadar, bir de bu şarabın daha sonra olanlarla hiçbir ilgisi yoktur. Bu arada kafa yavaş yavaş ağırlaşır, iyice bulanık düşünceler belirsiz bir rüya âleminde birbirine karışır.
Sayfa 119 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Türk kadınları, özellikle de yüksek tabakanın kadınları kocalarına bağlılık mecburiyetlerini pek hafife alırlar. Onları dizginlemek için bazı erkeklerin katı gözetimi ve cezalandırılma korkusu kaçınılmazdır. Hep aylaklık eden, içlerini sıkıntı kemiren, haremlerdeki yalnızlıktan sağlıkları bozulan bu kadınlar, karşılarına çıkan ilk erkeğe, pençelerine düşen uşağa ya da onları gezdiren kayıkçıya, eğer yakışıklıysa, hoşlarına gidiyorsa, kendilerini teslim edebilirler. Avrupalı gençlere hepsi pek meraklıdır, o gençler bunu bilseler, cesaret edebilseler ya da bu işe yeltenmeye elverişli koşullarda olsalar ara sıra bundan yararlanabilirler. Benim İstanbul'daki durumum, Türkçeyi, Türk âdetlerini bilmem -eski demir menteşeleri ses çıkarmaksızın açılan gözlerden ırak kapım- bu tür işler için çok elverişliydi, eğer isteseydim evim aylak harem güzellerinin uğrak yeri olabilirdi.
Sayfa 105 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Aziyade metal zilli bir tef çalarak pes bir sesle cin şarkısına başladı, duman havada mavimtırak sarmallar çizmeye koyuldu, yavaş yavaş bu üç dost ve sevimli yüzü, sevgilimi, uşağımı ve kedimi seyre dalıp kendimden geçtim hayatı, acınası insan hayatını unuttum. Hiç davetsiz misafir yoktur, ne beklenmedik ne can sıkıcı bir ziyaretçi gelir. Davet ettiğim zaman birkaç Türk gizlice beni ziyaret etseler de dostlarım evimin yolunu kesinlikle bilmezler; hem dişbudak kafesler pencerelerimi öyle sıkı koruyorlar ki, günün hiçbir saatinde meraklı bir bakış buradan içeri geçemez. Doğulular, aziz dostum, evlerinde kendi başlarına olmayı tek bilenler, siz Avrupa'da kapısı her gelene açık evlerinizde insanın burada sokakta kendi başına olduğu gibisiniz, can sıkıcı dostların, patavatsızların meraklı bakışlarına hedef oluyorsunuz, ne içerinin dokunulmazlığından ne bu gizemin çekiciliğinden hiç haberiniz var. Ben mutluyum Plumkett, size göndermekle yeterince gülünç düştüğüm bütün yakınmaları geri alıyorum... Yine de şimdiye kadar kalbimde kırılan şeylerin acısını çekiyorum. İçinde bulunduğum şu zamanın yazgımda bir ara dönem olduğunu, geleceğin üzerinde hep iç karartıcı bir şeyin dolanıp durduğunu, bugünkü mutluluğun kaçınılması olanaksız korkunç bir yarın getireceğini hissediyorum. Burada da Aziyade yanımda olduğu zaman bile, çocukluğumda gece vakti yaklaşırken çoğu zaman beni saran o tarifsiz korkulara benzer içime işleyen hüzün anlarım oluyor.
Sayfa 102 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Reklam