Zurnalarbenimiçinçalıyor

Zurnalarbenimiçinçalıyor
Zaman şehirdeki gibi hızlı akmaz Anadolu’da, yol­larda sürünür saatler, saat bir mi, iki mi, üç mü kimsenin işi değildir. Vakit aheste akar. Günlerin geçtiği, ayların değişti­ği sadece mahsullerden, yılların geçişi de yüzlerden anlaşılır. Zaman yürür ve insanlarin yüzleri kırışıklıklarla dolar
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Her şey insana yazılıyor diye düşün­dü; ama bazen ulaşmıyor. Bilmediğimiz nedenlerle dolaşıp duruyor hayatın içinde. Bazen yanından geçiyor insan yaz­gısının, bazen elinden tutuyor ama bunun kaderi olduğunu anlamıyor. Tam yakalayacak gibi oluyor ama uçup gidiyor. Sonra bir gün, hiç hesapta yokken, hiç beklemezken, başka âlemlerdeki seyrini tamamlıyor senin olan şey, çıkıp geliyor ve seni buluyor.
Alıntı
En baştan başladılar sayma­ya. Çiftçi olacağım dedi kimisi, anne olacağım, muhtar ola­cağım, çok tarla alacağım ağa olacağım, babam gibi mandı­racı olacağım, evleneceğim... Ali Rıza Öğretmen’in omuzlan düştü. Ne kadar çabalasa da yenememişti Hacıların kaderi­ni.
Alıntı
Herkes öyleydi orada, bütün babalar ve bütün kocalar elleri havada ve sinirleri tepelerinde gezer, en ufak bir gecikmede ellerini şak diye indiriverirlerdi. Köyde kalırsa onlar gibi olmaktan korkuyordu Ali Rza; herkes, gördüğünü işliyordu, gördüğünü yapıyordu Babasına benzememek için de öğretmen oldu. Babasına benzeyen babaların ellerindeki, kendisine benzeyen çocuklar için öğretmen oldu.
Alıntı
“Yok, adım Ali Rıza, ziyanı yok, bana içi lazım saatin, arkası değil; teneffüs saatlerini ayarlayacağım, kaçırıyorum.” Saatçi, öğretmenin arkasından baktı; dükkânın önündeki taburesine otururken “Dersi kaçırsan ne kaçırmasan ne; hep­si çiftçi olacak çocukların, teneffüsü ayarlasan ne, ayarlamasan ne?” diye söylendi.
Alıntı