Belki de insan kendini öldüremesin diye hayal etme gücüne sahiptir. Belki de bu yüzden ben, aklımdan geçen her şeyi gerçekleştirdim. Biri hariç. Onun da ne olduğunu biliyorsun...
On dokuz yaşına kadar cahil bırakılmış genç erkekleri dayatma yoluyla, on beş ay içerisinde bilinçlendirmek mümkün değildir. Dolayısıyla, 460 gün boyunca izmarit toplayarak mintika temizliği yapmış olanla, kanalizasyonu denize akıtan aynı kişidir. Dolayısıyla, 460 gün boyunca vatan sevgisi aşılanan insanla, devletine kazık atan aynı kişidir. Dolayısıyla, 460 gün boyunca vatandaşını adam etmek için uğraşanla, insani gelişmişlik endeksinde dünya 84'üncüsü olan aynı ülkedir.
Ben, içinde yaşadığım toplumun huzurlu bir bireyi olmaktan başka hiçbir şey istemiyordum. Sıradan bir salak olmak istiyordum! Benim için huzur, hiçbir şeyin değişmemesi anlamına geliyordu. Gitmemekten, bozmamaktan, değiştirmemekten geçiyordu. Sahip olduğuna sahip çıkmaktan geçiyordu, huzura giden yol. Ama şimdi o yolun dışındaydım ve korkuyordum. Dönememekten.
Doğum yeri ve yılı hariç, her şeye kendi karar vermiş olan bir adam. Belki de bugüne kadar tanıdıklarımın arasında, sorumluluk kelimesinin içini doldurabilen tek kişi oydu. Çünkü yaşadığı sürece, ne istiyorsa onu yapmıştı. Canı ne istiyorsa. Kararları ve sonuçlarının sorumlusu olduğunu kabul etmiş ve bir kez bile pişman olmamıştı. Hayatla ölüm arasındaki yolu yıkıp yerine bir ip germiş, üzerinde yürümüş, canı istediğinde de o iple kendini aşmıştı. Korkmamıştı. Farkımız buydu. Korkmadığı için
kararlar verebilmesi. Kimsenin öngöremeyeceği hamleler yapması ve nedenlerini sadece kendisinin anlayabildiği kararlarını uygulamış olması. Kimsenin onayına gereksinim duymadan. Kimseyi hayatına karıştırmadan.