Eğer dostluğumuz zaman ve uzaklıkla sınırlıysa, o yok demektir. Zaman ve uzaklıkla sınırlı olmayanı yaşıyoruz biz. Uzaklığı yenince hep aynı yerdeyiz, zamanı yenince hep aynı anın içindeyiz. Böylece her an için birlikte olacağımızı düşünmedin mi?
"Dünyayı gezeceksin," dedim. "Çeşit çeşit yemekler yapacaksın ve güneşi içine çeken bir ayçiçeği gibi kültürleri, yiyecekleri ve hikâyeleri içine çekeceksin. Sanırım, insanlar sende bir ışık görecekler, yaptığın işe olan tutkunu görecekler; bir gün öyle yemekler yapacaksın ki insanlar dergilerde bunları yazacak. Hayatın her kesiminden misafirler ağırlayacaksın, güzel yemekler yapacaksın ve onlar da buna âşık olacaklar. Sana âşık olacaklar."
Fakat içinde bulunduğumuz kendini gerçekleştirme çağında, insanın hayatındaki birinci tercihten başkasıyla yetinmesi iradesizlik olarak görülüyor, ayıplanıyordu. Kaderin sandığın şeye boyun eğmek, onurlu bir hareket olmaktan çıkıp korkaklığa dönüşmüştü bir yerlerde. Mutluluğa ulaşma baskısı bazen zulüm seklini alıyordu, mutluluk herkesin ulaşabileceği ve ulaşması gereken bir şeymiş de, bu uğurda verilecek en küçük bir taviz dahi bireyin kendi kabahatiymiş gibi.