Hayata dair her şeyle, kendimizle, çevremizle kurduğumuz ilişkiler bizi, kimliğimizi, duygularımızı belirler.
İşimizle, okuduklarımızla, kararlarımızla, insanlarla, kendimizle, evimizle, sevgilimizle, sorumluluklarımızla, sağlığımızla, yiyeceklerle....kurduğumuz tüm ilişkiler hayat standartlarımızı, hayat kalitemizi ve ruh halimizi etkiler.
Korktuğumuzda bizi neyin tehdit ettiğini biliriz, içinde bulunduğumuz durum bizi harekete geçirir, algılarımız keskinleşir
ve tehlikenin üstesinden gelmek için kaçmayı ya da başka uygun yöntemlere başvurmayı deneriz. Endişeye kapıldığımızdaysa yüzleştiğimiz tehlikeyi atlatabilmek için nasıl adımlar atmamız gerektiğini bilmeyiz. Endişe
"yakalanma", "şaşkına dönme" hissidir ve algılarımız keskinleşmek yerine daha bulanık ve belirsiz bir hal alır.
İnsan bir zamanlar bize öğretildiği gibi ekonomik anlamda başarı kazanıp refaha ulaşmak için rekabetçi mi olmalıdır, yoksa herkes tarafından sevilen iyi biri mi olmalıdır?