İnsanoğlu böylesi bir boşluk halinde uzun süre yaşayamaz: eğer bir şeye doğru ilerlemiyorsa sadece durgunlaşmakla kalmaz, biriken gizilgüç hastalık hali ve çaresizliğe, eninde sonundaysa yıkıcı eylemlere dönüşür.
...hayalini kurdukları eşlerinden aslında kendi içlerindeki bir eksikliği gidermesini yahut bir boşluğu doldurmasını bekledikleri ve bu gerçekleşmediği için endişeye ya da öfkeye kapıldıklarını açığa vuruyorlar.
İnsan tamamen koşullanmış ve belirlenmiş değildir, daha ziyade koşullara teslim olmaya veya onlara karşı gelmeye kendi karar verir. Başka bir deyişle insan, tamamen kendi belirlemindedir. Alelade bir şekilde var olmaz; her zaman varoluşuna ne olacağını ve bir sonraki anda neye dönüşeceğini seçer.