• Endişe etmeyin, sustuklarımız Allah’ın katında duyuluyor . Bazen öyle biran olur ki yapacak bir şey yok sanırsın ansızın biri çıkar, gelir her şey hallolur. İyi ki var ansızın gelen güzel insanlar. Teşekkür ederim dua ettiğim naif yüreklere..
  • Liserjik asit dietilamid. 1947'lerde tedavi olarak kullanılabiliyorken 1960lı yıllarda eğlence amaçlı kullanılmaya başlanması nedeniyle yasaklanan. Tanrısı Albert Hofmann.

    Psikiyatri. Milattan önce acının icatı henüz tanımlanmadan. Tanrısı Hipokrat. Elçisi İbn-i Sina. Philippe Pinel ve Freud ise sonradan politeistleştiren. Dostoyevski gizli özne.

    İnsan. Çamurdan hallice. Tanrısı kendisi mi Allah mı?

    Karakterlerin bir psikiyatri eleğinde kendi acı taşlarından ayıklanarak özlerinin yakalanmak istenmesi halk onayına hizmet eder. İnsan, onaylanmak üzere programlanmış bir denektir. Kendi elinde mi, bir Tanrı'nın elinde mi bu kafataslarının içlerindekine göre değişir. "Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir." Mucidi Herakleitos.

    "Görmem bozuldu, düşüncelerim dağıldı, içimden gülme isteği geliyor, anlamlı konuşmak için büyük çaba sarf ediyorum, görme alanım sanki karşımda, eşyaların biçimi değişiyor, çevremi lunaparklarda olduğu gibi olağanüstü görüyorum. Bir süre sonra bunların hepsi geçti. Bütün bunları hatırlıyorum, baş dönmesi, görme bozuklukları, çevredeki eşyaların acayip gülünç ve kaba şekilleri... Renkli yüzler belirdi. Belirli bir tedirginlik vardı. Aralıklı olarak başımın, ayaklarımın ve bütün gövdemin ağırlığını duyuyorum, sanki madenle doldurulmuş gibi. Ayaklarda kramplar oluyor... Ellerde soğukluk ve sanki eriyip gidiyormuş gibi bir duygu var. Ağzımda maden tadında bir kuruluk, boğazda sıkışma, korku ve endişe, bilinçte bulanıklık..." Hofmann'ın 1943'deki LSD deneyiminin sonuçları.

    "Her Şey Ben Yaşarken Oldu" kitabı Mustafa Becit adlı yazarın ilk kitabı. Kitaplar ruhu tedavi eder, etmelidir de. Fakat ne zaman eğlence amaçlı kullanılmaya başlanırsalar o zaman kitap olma amacından çıkarlar, ego malzemesi yoluna saparlar. Bu kitap ise insanın kendi alt benlik, benlik ve üst benlik kavramlarına yöneltilen bir tedavi kitabı. Çağdaş Türk Edebiyatı'na karşı görüş açımız, uykudan kalktığımız bir günde gözlerimiz buğulaştığında etrafımıza bakmaya çalışmamızın, düşüncelerini popülerlikle belirtmeye çalışanlar tarafından dağıtıldığımızın, içimizden gülme isteği, anlamlı konuşup birçok derince kitaplar yazma isteğimizin olduğu çağa tekabül etti. Türk Edebiyatı salt bir mit olarak hatırlanmasın diye savaşan rengarenk bir kitap bıraktı. Artısıyla, eksisiyle.

    Hayat boyunca maruz kaldığımız çeşitli görüntüler vardır. Çok mutlu olduğumuzu düşündüğümüz bir hayatta "Bad Trip" diye adlandırdığımız dönemeçler olur. Normaldir, insanızdır. Köleleştirmek felsefemizdir, iktidar katar. Bu bir "id" istemine yöneltir. Yarattığını yok etmeyi sever insan dediğin. Aşkın nefretle olan madalyonunun iki yüzlülüğü rollerini paylaşması gibi hayat da ölümle bu senaryo için ego adlı ödülü kovalar. Alkışlarız biz de, paralı askerlerizdir kendimiz için çizilen sınırlardan kopamayan. Bir amaç ve içinde bu amaca ulaşma isteği olmadan kimse yaşayamaz dedi Dostoyevski, kitapta da herkesin bir yamacı vardı. Tırmanmak istediler, zirvede süperegoları onlara çelme taktı.

    Etraf, beslenmemizi dengesizleştiren yan etkiler atar üstümüze. Böylece insanlıktan çıkılır. Bu yarışta özgürce kazanan egonun ta kendisidir. Başlangıçta orada olanı geride bırakmaktır görevi. İnsana olur olan, olmayan ise hiçlik çukurunda bulur kendisini. Böylece hayatımızın sonunda fragmanını bütün bir hayat boyunca izlediğimiz film şeridinde bakmak istemediğimiz görüntülere sırtını çevirir filmi yöneten. Nereden bakarsan bak, insandır insanı insansızlaştıran. Özgürlük ise harcıdır korkuyu her daim ayakta tutanın.

    Freud, Jung, Gazali konusunda bilgilerim bir elin parmaklarını geçmez. Fakat bu kitap, onlar hakkında okumalar yapmamı perçinleyen.

    Varlığı ispat edenin sigara olması gereksiz, karakter çözümlemelerindeki yetersizlikler ise ilk kitap olmasının etkisi. Bugüne kadar 1000kitap'ta bir ilki gerçekleştiren Neslihan T.'ye ise teşekkürler. İlk anların yeri doldurulamaz güzelliğine ve çabasının samimiyetine inanırım.
  • “Başka insanların sevgisi için endişe duymayın.Sevin böylece sevileceksiniz.”
  • Zweig'in bir başka kitabı daha bitmiş oldu. Böyle aralara koyuyorum ki fazla arayı açmayalım. Her kitabında farklı yoğun duyguları derinlemesine işlemiş. Aslında okudukça amacının bu duyguları hikayeleştirmek olduğunu anlıyorum. Satrançta bekleme, arayış varken korkuda tedirginlik, endişe. Bilinmeyen kadının mektubu tutku, hayal kırıklığı gibi. Aslında bu kitapta da hayal kırıklığı var ama bambaşka bir yönden verdiğinin karşılığını alamama. Bir kişinin hayatını kurtardığı için kendisini bir an o kişinin efendisi gibi görmesi ve görmüş olduğu bu bağlılığı hep istemesinin hayal kırıklığı.
  • Bir lahza uzaktan seni görmem,
    Hasretle yanan bağrıma bir damla su oldu.

    Sensiz geçerek ruhu karartan koca bir yıl,
    Hissiz ve hayatsız bir ölüm uykusu oldu.

    Ömrümdeki en korkulu endişe ve duygu,
    Sensiz yaşamak korkusu oldu
    Hüseyin Nihal Atsız-5 Mayıs 1945
  • HUZURSUZLUK VEREN DURUMLARDA HUZURLU KALABİLDİĞİNİZDE ÖNEMLİ BİR KÖPRÜYÜ GEÇMİŞSİNİZ DEMEKTİR.

    BU EN YÜKSEK DÜZEYDE SEVGİNİN GÜCÜDÜR...

    Hissettiğiniz endişe ve huzursuzluğun içinizde sürüp giden evrimle ilgili olduğunu anlamalısınız...
  • Platon'a iki soru sormuşlar.

    Birincisi ; "İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nedir ? " 

    Platon tek tek sıralamış :
    - Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler... 
    - Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama sağlıklarını geri almak için de para öderler...
    - Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar... 
    - Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler...

    Sıra gelmiş ikinci soruya ; "Peki sen ne öneriyorsun?" 
    Bilge yine sıralamış ;

    - Kimseye kendinizi "sevdirmeye" kalkmayın! Yapılması gereken tek şey, sadece kendinizi "sevilmeye" bırakmaktır...

    - Önemli olan; hayatta "en çok şeye sahip olmak" değil, "en az şeye ihtiyaç duymaktır.