divan-ı harbe giden yiğitlerin ardında ,
kanayan kitaplara gül götüren yağmurum.
hüznü bir tabut gibi buluyorum derdinde,
senin toprağın için çırpınıp ağlıyorum.
memnu bir zerrin kadar edalı ve soylusun.
gamzelerinde nazlı kıvılcımlar gizlenir,
bağbozumunda bile yediveren boylusun.
gün olur ki kalbinde gözlerin filizlenir.
nurullah genç | adın senin
incir çekirdeğini doldurmayacak meseleler ile ömür heba ediyoruz. başlangıçta her şey muğlaktır; ölüm uzak ihtimâl. lakin şu hayatın kıymeti, nihayetine doğru anlaşılır. an gelir, anlarsın; pek çok mesele hoş görülebilirdi, görmedik.