"Bazen. İnsan biraz konuşmalı tabii. Yarım saat birlikte susup kalmak tuhaf görünür;ama bazılarının işine gelsin diye konuşma öyle ayarlanmalıdır ki mümkün olduğunca az konuşabilsinler."
"Bunca acının, bunca ölümün bir anlamı var mı? Eğer yoksa, o halde yaşamın da bir anlamı yoktur çünkü anlamı hasbelkader kaçıp kurtulmaya bağlı olan bir yaşam nihai anlamda yaşamaya değmez!"
Edith Weisskopf-Joelson, logoterapi üzerine yazdığı makalede: "ABD'nin bugünkü kültürinde, çaresi olmayan acılardan mustarip olanların, ıstıraplarından gurur duymaları ve bunları aşağılayıcı değil, ulvileştirici deneyimler olarak görmek için çok az firsat tanınan ve böylece insanın sadece mutsuz olmakla kalmayıp, mutsuzluktan utanç duymasına yol açan bazı sağlıksız trendlerin etkisini azaltmaya yardımcı olabileceğine" yönelik umutlarını ifade etmiştir.
Kendini korumak için verdiği acı savaştan insan onurunu unutabilir ve bir hayvandan farksız bir hale gelebilir. Burada, insanın zor bir durumun sunduğu ahlaki seviyeye erişme fırsatını kullanması veya tepesine yönelik seçim söz konusudur ve bu da onun çektiği acılara değer olup olmadığını belirler.
Yaşamda gerçekten bir anlam varsa, o halde ızdırapta da bir anlam olmalıdır. Istırap, kader ve ölüm gibi yaşamın alaşağı edilemez bir parçasıdır. Istırap ve ölüm olmadan insan yaşamı tam olmaz.