“Aslında her şey bir mesai meselesiydi. Benim tanrıların tanrısı olmaya zamanım vardı, hepsi bu. Diğer insanlarsa, birlikte yaşamanın bütün yan etkilerine maruz kalıyor ve sahip oldukları gücün çoğunu birlikte yaşayabilmek için harcıyorlardı.”
“İtaat, iradesinden vazgeçen için, dünyanın bütün hatalarını yapabilme özgürlüğüydü ! İtaat, kişinin, kendi başına işlemeye asla cesaret edemeyeceği suçları gerçekleştirebilmesinin müthiş bir yoluydu. İtaat, her gün farklı biri olarak uyanılan bir rüyaydı!”
“Oysa her şeye rağmen hayatta kalmayı başarmış olan, içimdeki insan, benzerlerine, yani diğer insanlara doğru gitmenin bir yolunu arıyordu. Ama içim bir samanlığa benziyordu. Ve o samanlıkta kaybolmuş bir iğnenin, çıkış yolunu bulması çok zordu.”