Şema terimi, bilişsel psikolojiden gelir. Şemalar, yaşamın erken yıllarında öğrendiğimiz kendimiz ve dünya hakkındaki katı inançlarımızdır. Kendilik anlayışımızın merkezinde yer alırlar. Şemaya olan inancımızdan vazgeçmek, kim olduğumuzu ve dünyanın nasıl bir yer olduğunu bilmenin verdiği güvenden de vazgeçmek demektir. Bu nedenle canımızı acıtsa bile ona yapışırız. Bu erken inançlar bize bir öngörü ve kontrol hissi sağlarlar; rahat ve tanıdıktırlar. Garip bir şekilde kendimizi evimizde hissettirirler. Bu yüzden, bilişsel psikologlar şemaların değiştirilmesinin bu kadar zor olduğuna inanırlar.
İçine giremediğim, bilmemin bir yolu bulunmayan, ayrıca bilmek de istemediğim bir rüya yüzünden ıstırap duyan karım sürekli zayıflıyor ve güçsüzleşiyordu… O benim, dünyadaki en sıradan kadınımdı…
Bir beyniniz var. Ve beyin kullanılmak ister. Hep açtır. Eğer beslemezsen gider çöpten beslenir!
Vesvese yapar, fobi üretir, korku dolu senaryolar yazar, onu bunu kıskanır, bunalır, sonunda alev alıp kendini yakar! Beynini bilgiyle besle, geceleri rahat uyursun. Boş kaldığında vur bir kitap, vur bir belgesel, vur bilgi dolu bir sohbet. Tarih olur, tıp olur, sanat olur, teknoloji olur, ne seviyorsan. Ooh beynin de rahat etsin sen de. Hem de bilgileri sonra etrafta satarsın, seksi olur. Öğrenmek bir partidir!