Bilimin kölesi olan bir adam ,daha açıkçası Comte'un kuklası haline geldiğinin farkında bile olmayan bir adam ya da kuşkucu biri ya da evreni duyularıyla anlamaya çalışan ya da aklı Tanrı edinen biri; köprüden kendisini atan ya da kurşun yutan bir adam, bir adam, bir adam !... Bütün bunların akıldan gerektiği gibi faydalandıklarını söyleyebilir miyiz ?
Onlarda (sahabilerde) Rasûlullah'ın tebliğlerini öğrenme iştiyakı o derecede idi ki çalışmak zorunda olan sahabilerden o tebliğleri nöbetleşe öğrenme yolunu seçenler vardı.İşte Hz.Ömer... O diyor ki: "Ben ve Umeyye b.Zeyd oğullarından olan ensâri komşum bir gün o ,bir gün ben nöbetleşe Rasûlullah'a giderdik. Ben şehre indim mi o günün vahiy ve öteki haberlerini ona getirirdim; o indi mi, aynı şeyi o yapardı..."