Mehmet Sarı

Mehmet Sarı
@_reed
Antikapitalist antişovenis popüler kültürden uzak ..
kitapçı
Adana
adana
123 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap

Mehmet Sarı

, bir kitap okudu
Puan vermedi·208 syf.··
2020 30. kitabı
Nurdan Gürbilek
8.4/10 · 418 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi
Ferzan Özpetek'in sonra Can Yayınları'ndan çıkan son romanı Bir Nefes Gibi'den kısa bir parça ... okumak istiyenler için Rosto neredeyse hazır. Mis gibi kokuyor. Graten seb­zelerin kokusu da iştah açıcı. Buzdolabının yanında asılı duran saat 11.30’u gösteriyor. Bir saate kalmaz misafir­ler gelir, ömürlük dostlara misafir denirse tabii: Giulio ile Elena ve bebek bekleyen Annamaria ile Leonardo. Sergio, buzdolabına doğru dönerken gözü mutfak pen­ceresindeki yansımasına takılıyor ve bir an için bu görün­tü hoşuna gidiyor. Yakışıklı bir adam ve bunun farkında. Esmer, kıvırcık saçlı, kahverengi gözlü, geniş alınlı, dol­gun dudaklı. Otuz dört yaşında, vücudu fit ve kaslı, ama spor salonlarından çıkmayanlar gibi abartılı değil.
Bir Nefes GibiFerzan Özpetek · Can Yayınları · 20201,739 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2019 64. kitabı
Tekrardan okumak ; Tartışmalı bir ‘başyapıt’: Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği 1982 yılında Milan Kundera tarafından yazılan ve felsefi roman türünün en başarılı örnekleri arasında yer alan “Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği”, dört farklı karakter etrafında şekillenerek bu karakterler özelinde varoluşçuluk, geleneksellik, aile, kadın erkek ilişkileri, siyasi otorite kavramlarını irdeliyor. 1968 Prag Baharı ve ardından SSCB’nin işgali çevresinde Tomas, Tereza, Sabina ve Franz’ın yaşamlarını konu edinen roman, aynı zamanda okurunu düşünmeye iteleyen, onu dünyayı anlamaya, tartışmaya kışkırtan bir kitap olmayı da başarıyor.1968’de, Prag Baharı olarak da adlandırılan Çekoslavakya’daki demokratikleşme hareketi, SSCB ve Varşova Paktı tarafından bir karşı devrim olarak görülmüş ve süreç 20 Ağustos 1968’de ülkenin işgal edilmesiyle sonlanmıştı. Bu işgal sonunda yaklaşık üç yüz bin kişi Batı ülkelerine iltica etmek zorunda kalmış; ülkelerinde kalan aydınlar, sanatçılar, kanaat önderleri ya nedamet getirmeye zorlanmış ya da işlerinden edilmişlerdi. Roman da, bu olaylarla alt üst olmuş yaşamlara odaklanır.
Varolmanın Dayanılmaz HafifliğiMilan Kundera · Can Yayınları · 202413,2bin okunma
Puan vermedi·210 syf.··
2020 31. kitabı
·
112 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2020 16:25
Yayımlandığında ülkesinde yasaklanmasına rağmen, bir hayat öyküsü okumamış da sanki bir hayat yaşamış olduklarını söyleyen okurlarının her geçen gün artmasıyla bir *modern klasik*e dönüşen Yaşamak’ı
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,2bin okunma
Türk Edebiyatının tartışmasız iyi kalemlerinden biri olan Murat Uyurkulak'ın Haziran ayının ortasına doğru Can Yayınları tarafından yayınlanacak olan son romanı Delibo'dan tadımlık bir parça..... YAZ TATİLİNDEN sonra çete faaliyeti sona ererdi, gön­lümüzce avarelik edemezdik. Okul, dersler, ödevler çete mesaisine vakit, Bornova’nın zehir gibi ayazı sokağa me­cal bırakmazdı. Dokuz Eylül İlkokulu’na gidiyorduk Ya­semin’le, ama sınıflarımız ayrıydı. Ben 4­B’deydim, o 4­C’de... Aynı koridorda, yan yana... Teneffüsler yetmi­yordu onu görmeye, ona doymaya. Derse girdikten sonra aklım Yasemin’de kalıyordu. Öğretmenin anlattıklarını dinlemiyordum, arkadaşlarımın söylediklerini duymu­yordum, gözümü dikiyordum duvara, öylece bakıyordum. Sanki ısrarla bakarsam yan sınıfı, Yasemin’i görebilecektim. Ama yıkılmıyordu o şampanya sarısı lanet du­var. Bir gün, ders boşken çıktım sınıftan, 4­C’ye daldım. Beden eğitimindeydiler, kimse yoktu içeride. Esrarlı bir gücün etkisi altına girmiş gibi, robot gibi Yasemin’in sıra­sına yürüdüm, çantasını açtım, kokulu pembe silgisini alıp attım cebime. Artık duvara bakmıyor, silgiyi kokluyordum bütün ders. Silginin gülü andıran kokusu, Yase­min’in kokusu olup çıkmıştı. O kadar meşguldüm ki sil­giyle, koku burnumun içinde yuva yapmıştı. Rüyalarım­da bile o kokuyu görüyordum. Koku görülür mü? Görü­lüyordu işte, bazen ufka doğru kanat çırpan bir kuş, kimi zaman dörtnala koşan bir at, deliğe giren karınca, çatıya tırmanan kedi kisvesinde, ama her seferinde kaçan, uzak­laşan, kaybolan, beni ter içinde, nefes nefese uyandıran... Dahası, koku yenir mi? Yenir. Yedim. Dayanamadım bir gün, koklamak kâfi gelmedi, silgiyi ısırdım, kopardım ucunu, gözlerimi kapatıp çiğnedim, çiğnedim, çiğnedim, yavaşça yuttum sonra, hazla kamaştı çenem.