Gerçekle rüyanın ve arzu edilenin birbirine karıştığı bu ortamda dış dünyaya ait yeni bir olayın meydana geleceğine inanmak, romanlara inanmak gibi geliyordu emekli albaya.
Elbette insan, uzakta bulunan bir tanıdığının sahip olduğu eşyaya bakarak bazı şeyler hatırlardı. Eşya ile düşünce arasındaki sözleri de, havada kalan bir cümleden ibaretti.