neyi görüyorum biliyor musunuz ailenin ve örnek aldığımız kişilerin önemini. hepimiz bu yaşımıza kadar bunun bilincini bilerek büyürüz aslında fakat bu anladığım farklı bir boyut. bir anne, baba, dede yahut bir hocan. sen kimi en çok seversen ona dönüşüyorsun. benzemek istiyorsun. hatta öyle ki insan hiç farkında olmadan benziyor bile. kendi alanımıza dahil ettiğimiz insanları çok daha dikkatli seçmeliyiz. küçükken en çok aile büyüklerimizin davranışlarını örnek alırız biraz büyürüz bu hocalarımız olur ve daha sonra arkadaşlarımız aslında arkadaşlarımız küçük yaştan beri çok önem taşır. ben hep çizgileri olan bi insan oldum hayatımda en sevdiğim biricik arkadaşlarım bile bi çizgi dahilindedir ama sonra öyle bi şey oldu ki ben çok sevdiğim biri için kendi çizgilerimi aştım. yapmam dediğimi yaptım, affetmem dediğimi affettim. olmaz diyeceğim şeye olur verdim. baktım artık çok yorulmuşum. sonra arkadaşlarım geldi bi gün yanıma ‘rüveyda, seninle hep beraberiz yediğimiz içtiğimiz hiç ayrı gitmez aynı çatı altında büyüdük fakat senin hep bize karşı bile bi çizgin vardı sen artık sen gibi değilsin nasıl bunlara müsamaha gösterebiliyorsun?’ dedi. hepsinin cevabı çok sevdiğim’ içindi. sonra baktım öyle bir yorulmuşum ki her gün yüz çuval un taşısam bu kadar yorulamazdım. gün artık bittiğinde kimse seni anlamıyor sonra senin yaptığın bütün fedakarlıkların fedakarlık olduğu bile anlaşılmıyor. kalıyorsun sadece. sadece dua ediyorsun çünkü kaderin adaleti vardır. hocam hep derdi ki ‘insan insana siner’ gerçekten öyleymiş. iyi ya da kötü. sindiğini gördüm. bu sinişle alakalı olarak günün sonunda ya sen iyi olursun ya da hatalı. her şeyin sebebi mesela? ne kadar tanıdık ama komik.