Her devirde ve kudretin bulunduğu her yerde olduğu gibi, bu paşanın maiyetinde de onun yanı sıra yürüyüp efendisini pohpohlayıp pehpehleyen, ikiyüzlü bir yaltakçı bile vardı.
Ölümü alnıma aldım, dedi Memed, yüzü kırışarak, yüzü büyük bir acıyla gerilerek.
Ölümü alnıma aldım! Şurada tam yüreğimin ortasında bir yangın var. Oyuyorlar gibi yüreğimi. Gitmeliyim. Dayanamam gayri.
Mahpusaneye ilk giren insan şaşırmıştır.
Dünyadan apayrı düşmüş gibi olur. Sanki başka bir dünyadadır. Uçsuz bucaksız bir ormanda kaybolmuştur. Ondan da beter.
Topraktan, evden barktan, dosttan, sevgiliden, her şeyden bütün bağlarını koparmışçasına uzaktır.
Bir derin, ıpıssız boşlukta döner. Sonra başka bir hali daha vardır yeni mahpusun, taşı toprağı, duvarı, o azıcık görünen gökyüzünü, kapıyı, demir parmaklıklı pencereleri bile düşman sayar kendisine. Hele bir de parası yoksa bir köşede boynu bükük kalakalır.