“Bir gün kendi kendine sordu: ortak hayatlarından ona kalan bu azıcık anıyı toplasa, bu ne kadar zaman ederdi? Bir dakika mı? İki dakika mı?
İşte belleğin bir bilmecesi daha, ötekilerden daha temel nitelikte: anıların ölçülebilir bir zaman hacimleri var mıdır? Bir süre içinde mi gelişirler? ”
İki gökyüzü hayatını iki bölüme ayırmıştı: mavi gök, kara gök. Ölümüne, sahici ölümüne, yaşlılıktaki uzak ve sıradan ölümüne başka bir göğün altında yürüyecekti.