70’lerin çocukları eriklerin dallarını kırdı, ama hatıralarında acı çekirdeğiyle birlikte yedikleri eriklerin lezzeti kaldı. Sonra yangın yerlerine dozerler girdi ve tadını ömür boyunca unutamayacağımız erik ve ayva ağaçlarının köklerini söktü. Yirmi yıl sonra göğe başını uzatacak, kesilmiş bir kütükten yeniden doğacak fidanlar hiç olmadı bir daha. Yerlerinde çatısız beton binalardan uzanan demir filizleri boy verdi.
Ne demişti Süleyman Usta? Dayanamayıp sövmek istedin de, söveceğin yere sövmek suç olacaksa, o zaman feleğe söveceksin; işini bilen halkımız böyle yapar, demişti. Çünkü feleğe sövmenin ceza kanununda maddesi yoktur. Feleğe sövünce hem senin için serinler, hem de duyanlar kime sövdüğünü anlarlar.
Yaşlıca bay, "Siz gerçekten polis gelsin istiyorsanız benim dediğimi yapın. Öyle sizin çağırdığınız gibi polis çağırılmaz."
"Ya nasıl çağırılır?"
"Çıkın şu bankın üstüne. Sonra da ordan, 'Bu ne biçim düzen? Bu ne rezalet! Bu ne alçaklık! Bu ne utanmazlık!' diye bağırın. İşte o zaman, yerden mantar gibi polis biter, havadan karga gibi polis üşer, sen de şaşar kalırsın ... "