Bolşevik ihtilalinde Ruslara esir düşen Bekir Ağa’nın sürgün hayatını, yaşadığı acıları , hüznü , hasreti konu alıyor. Yaşanan onca acıya rağmen inancın Bekir’e nasıl dayanma gücü verdiğini ve yolların elbet dönüşe çıktığına şahit oluyorsunuz. Velhasıl esaret hikayesi gibi başlayan beraberinde teslimiyet iman ve vatan sevdasını anlatıyor. Her satırında tarih, dua ve insanlık dersi gizli.
12 Eylül darbesinde ışığı sönen evlerden esinlenerek yazılmış bi eser. Karakterler, olay örgüsüyle ahengi harika. Ayrıca okura duygu geçişini çok başarılı bi şekilde yansıtan bi kitap. Kâh üzülerek, kâh heyecanla okudum.
Kitapta psikoloji ve ilim konuları birbiriyle harmanlanmış. Kalem kitapla sindirilerek okunduğu zaman insanı değiştirip, geliştiriyor. Benliğimizi tanımak, değiştirmek ve kendinize dışardan bakmak isterseniz doğru adrestesiniz kesinlikle tavsiye ederim.
Bu dünyaya imtihan olmak için geldiğimiz için kötülük kaçınılmazdır. Bu dünya islam alimleri tarafından kevn ve fesat alemi olarak tarif edilir. Kevn oluş, fesat ise yok oluş demektir. Sürekli bir oluş ve yok oluş yaşarız bu alemde. Yok oluş bir hüzün ve üzüntü sebebidir. Canımızı asıl yakan şeyler hadiseler değil, başımıza gelenler karşısında iyilerin pasif kalışıdır. İyilerin pasifligi haksızlık, zulüm gibi kötülüğün çoğalmasına sebeptir. Yoksa Allah durup dururken zulüm ve haksızlık yaratmaz. İyiler pasifleştikçe, geri çekildikçe kötülük meydan bulur. İyiler sessizleştikce kötüler çoğalır.