...dünyamız yeniden ne kadar dindarlaşırsa dindarlaşsın, ya da dünyamızda sahici iman varlığını hâlâ ne denli sürdürürse sürdürsün veya ahlaki değerlerimiz dinî sistemlerimize ne denli derinden kök salarsa salsınlar, cehennem korkusu artık çoğunluğun eylemlerine ket vurabilecek ya da bu eylemleri uyarabilecek saikler arasında yer almamaktadır.
Özgürlük fenomeni hiçbir suretle düşünce alanında yer almaz; özgürlük de karşıtı da büyük felsefi ve metafizik soruların ortaya çıktığı "ben" ile "kendi" arasındaki diyalogda tecrübe edilmez.
...din ile iman ya da inanç ile iman hiçbir surette aynı şeyler değildir. Şüpheyle fıtrî yakınlığı olan, sürekli şüphe konusu olan, iman değil inançtır.
Kant, en az metafiziğin diğer iki sorusuyla ("neyi bilebilirim?" ve "ne umabilirim?") ilgilendiği kadar, "ne yapmalıyım?" sorusunu da dert edinmekle kalmayıp, bu soruyu felsefesinin merkezine koymuş belki de yegâne büyük düşünürdü.