Bugün doğayı yaratmak anlamında "yapmamızın" mümkün olmadığını bilsek bile, yeni doğal süreçleri harekete geçirmeye, yani belli bir ölçüde, "tarihi yapmamız" anlamında "doğayı yapmaya" muktedir olduğumuz kesindir.
Felsefenin sözde soyutlamalarına ve insanı animal ratianale [akıl sahibi hayvan] olarak kavramsallaştırmasına karşı Kierkegaard'ın amacı somut ve acı çeken insanı önce çıkarmaktır; Marx, insanın insanlığının, en yalın haliyle "emek gücü" adını verdiği üretken ve etkin güçten ibaret olduğunu söyler; Nietzsche ise yaşamın üretkenliğini, insanın iradesini ve güç istemini öne çıkartır.
Kierkegaard, Marx ve Nietzsche bizler için otoritesini yitirmiş bir geçmişin kılavuzları gibidirler. Hiçbir otoritenin yönlendiriciliğine başvurmadan düşünmeye cüret etmiş ilk kişilerdir; yine de üzerlerinde hâlâ bu büyük geleneğin kategorik çerçevesinin izlerini taşırlar.