Azınlıkta bulunan bazı insanlar ise savaşın gereğini yerine getirip getirmeme konusunda bir açıklığa varmak isterler. Yaşamak savaşmaya, savaşmak yaşamaya değer mi? Bu soru bir kez soruldu mu, artık cevaplandırılmış demektir. Çünkü "Ne için?" sorusu, onun bir şey için olması zorunluluğunu anlatır. Savaşı sorgulamayanlar onun neye değdiğini bilmeye de uzak kalacaklardır.
Platon, Atlantis hikâyesiyle kontrolsüz kibre, emperyal hırsa ve aşırılığın tehlikelerine dair bir örnek sunmayı amaçladıysa da sonraki yüzyıllarda Atlantis, hayali bir kayıp dünyaya dönüştü.
Kershaw şu sonuca varıyor: ''Bu çılgın kayıp dünya arayışı, bir bakıma meselenin özünü gözden kaçırmamıza sebep oluyor. Bir Atlantisli için aşırılığın limiti yoktu ve hep daha fazlasını isteyerek kendi yıkımlarına yol açtılar. Platon'un hikâyesi yalnızca Atinalılar için değil, günümüz siyasi liderleri için de önemli bir uyarı niteliğinde.''