Bilindiği gibi Stefan Zweig'ın, karakterlerin zihinlerini okurun zihninde canlandırabileceği şekilde betimleme ve psikolojik durumlarının resmini çizebilme başarısı yadsınamaz. Korku'ya, Zweig'ın bu başarısını yansıtabilen bir psikolojik gerilim kitabı diyebiliriz. Irene'in korkusu ve Fritz'in ona karşı şüphesi bir okur olarak bana bir gerilim filmi izliyormuş hissi uyandırdı.
Aslında Korku, görünüşte isteyebileceğiniz her şeye sahip olan Irene'in zihnine yapılan bir yolculuktur diyebilirim. Hem korku hem de endişe, Irene 'in duygularının bileşenleri olmakla birlikte, bu korku ve endişenin kişinin kendi düşünceleriyle nasıl büyüyebileceğini, eziyete dönüşebileceğini ve korkulan şeyin korkunun kendisinden daha az korkutucu olabileceğini anlayabiliyoruz. Melodramik bir hikaye, Irene'in utanç ve suçluluk içinde ihanet etme ve kaçma macerasına dönüşmekte...