Semih

Semih
And you know life's too hard to figure out alone... Alan Parsons
Laf üreticileri
"Mebus", "milletvekili" olmuşken birden "parlamenter oluverdi. Kendilerine "parlamenter" diyerek Avrupalı süsü veren milletvekillerini hicaba davet ediyorum. Unutulmasın ki, "parlamenter", yabancı dil kökeninde, "lâf yapan, lâf üreten" demektir. Biz milletimizin vekillerini istiyoruz, mesleği boş laf üretmek olanları değil.
Sayfa 155
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok.
Şimdi bakıyoruz hakikaten Türk üniversitelerinde araştırma yapmak öyle her babayiğidin harcı değil, çünkü bir kere diyoruz kaç saat ders veriyorsunuz, işte ne bileyim 40 saat falan... Yahu hayret nasıl olur, yâni lisede bu kadar ders yok. Diyorlar ki, vallahi işte çok ders verirsek çok para alıyoruz ne yapalım, geçim dünyası. Peki, araştırma yapan? Araştırma yapan fazla teşvik edilmiyor. Yâni öyle anlaşılıyor ki, tabii oralarını pek bilemiyorum, zaman zaman gelip gittiğim için bazı arada kopukluklar oluyor, Türkiye'de aslında 70'lerde başlamış olan bir araştırma geleneği, bazı üniversitelerde, o da zayıflamış ve adeta üniversiteler birer lise haline getirilmiş yahut getirilmek istenmiş.
Sayfa 143
Güncel gıda sektörü ve basının durumu aynı
Sık sık haberlerde görüyoruz; dünyanın en büyük şirketlerinden bir Amerikan sigara şirketi tütünlerine zehirli olduğunu bile bile yüzlerce kimyasal madde katıyor. Fazladan bir de nikotin yüklüyor, daha çok alışkanlık yapsın diye. Bu açığa çıkıyor. Amerikan TV'lerinde günlerce Senato, Meclis soruşturmaları izleniyor. Bu şirket müdürlerinin inkâr yalanları yüzlerine vuruluyor. Rezil ediliyorlar. Sonunda o şirketler Amerika'da sigara satamaz oluyorlar. Sandık ki, kıyamet koparken Türk basını da bu olaylardan bol bol bahsedecek, halkı uyaracak. Ne gezer, hiç bahsedilmiyor. Aylar sonra bir ufak haber gördüm şöyle getirmiş: "Ama bizde sattıkları sigaralara bu zehirleri koymuyorlar." Eh insaf, işte gönülleri terbiye görmek şöyle dursun, yürekleri kuruyup kalmış, yabancı dille eğitim görüp kimliğinden öte, insanlığını bile şaşırmış perişan takımının yapabileceklerinden bir örnek.
Sayfa 124
Top gizli, çok secret!
Birkaç yıl önce denizciliğe merak sardık, Karadenizli de değiliz ama, istiyoruz ki şu deniz haritalarını görelim. Diyorlar ki, "sırdır". Gittik o haritaları Nev-York'tan aldık. Bu iş tıpkı gümrük birliği anlaşması gibi. Bizim profesörlere, Türk yetkili makamları, "anlaşmanın metni gizlidir" diye vermemişler, onlar da faks çekip Brüksel'den anlaşmanın metnini almışlar. Şimdi kime karşı bu gizlilik? Millete karşı tabii ki.
Sayfa 111