Düşünce özgürlüğü olmayan yerde bilim olmaz. Bilim olmayan yerde ilericilik olmaz. Söylentilerle; bu "A" cılıktır, bu "B" ciliktir, yakıştırmalarına göre verilen kolay yargılarla bilimcilik yapılamaz. Araştırmacı; her an kendini önyargılardan korumaya çalışan, her an kendini yenilemeye çalışan, kalıp düşünceden, incelemeksizin sonuca varmaktan kesinlikle kaçınan insandır.
Nerede görülmüştür ki, kendi yurdunda, o ülkenin vatandaşı, en düşük muameleyi görsün, mağdur edilsin. Nerede görülmüştür ki niteliklerine, hatta ikametgâhına göre değil, sadece o ülkenin vatandaşı olmadığı için bir kişiye iyi muamele edilsin.
Sonunda yabancı ülkelerde oturma yoluna giden Türkler çok iyi bilirler ki, Türkiye'ye dönmeyişlerinin nedeni, Türkiye'de sık sık suçlandırıldıkları gibi vatanlarına bağlı olmamaları veya dışarının maddi imkânları vb. değil, karşılaştıkları, yukarıdaki gibi ne insanlık, ne millîyet haysiyetine sığmayacak davranışlardır.
Bir üniversite mi var; binlerce dolar harcanır, yabancı uzman getirilir. Bir araştırma kurumu, bir devlet dairesi mi vardır, yabancı uzman gelir. Öbür yanda bir Türk okumuştur, yabancı ülkeyi içinden tanımış, orada mesleğinin en yüksek mertebesine erişmiştir. Türkiye'ye faydalı olayım, bir katkım bulunsun, az da ücret alsam fark etmez, der. Gelir, adı bilinmez, tanımı yapılmaz duvarlarla karşılaşır. Kendisine bin dereden su getirilir. Yabancı uzman için ise her kapı, her daire açıktır. Yabancı uzman için her zaman bol ücretli kadrolar vardır.
Kimdir bu yabancı uzman? Yabancı uzman tanıdık çıkar, bu yabancı uzman 1910'da Fransa'da, 1930'da Almanya'da, 1950'de Amerika'da oluyan Türk'ün sınıfındaydı. Türk sınıfının birincisi, yabancı uzman Türk'ten ders soran arkadaşıydı. Yabancı okulda Türk hocası, yabancı uzman ise onun orta halli bir öğrencisiydi.
Yakov Petroviç Golyadkin sosyal ilişkiler konusunda başarısız bir karakter. Yağmurlu bir akşam vakti katıldığı davet sonrası, yanlış ifade ettiği veya hiç söyleyemediği sözler kafasını allak bullak etmiş halde ilerlerken takip edildiğini fark ediyor. Gergin bir şekilde bir an önce evine varmak isteyen karakterimiz hayatını temelli değiştirecek bu karşılaşmanın üzerinde çok durmamaya çalışıyor.
Sosyete sınıfı ile hasbihal edecek kadar yüksek mevkili olmasa da 9. derece memur olan Yakov Petroviç bir gün çalışırken ekibe yeni birisinin katıldığını öğreniyor. Tesadüf bu ya, yeni gelen memurun ismi de Yakov Petroviç! Pek tabii bu isim öyle çok nadir bulunan bir isim değildir diye düşünürken bu memurun soyadının da Golyadkin olduğunu öğreniyoruz.
Bu kadar benzerlik fazla değil mi diye sorgulayan Golyadkin yeni gelen memurun ikizi gibi göründüğünü görünce fenalık geçirecek duruma geliyor. İşin tuhaf tarafı bu benzerlik kimsenin umurunda değilmiş gibi görünüyor. "Bu işte bir iş yok mu?" diye düşünen Golyadkin görmezden gelmeye çalışsa da, zavallı hayatını daha da karmaşık bir duruma sokan ve dostlarının ona sırtını dönmesine sebep olan bu yeni Yakov Petroviç ile amansız bir rekabetin içine düşüyor.
Karakterleri ve olayları anlamaya çalışırken akıp giden bu garip hikayenin içerisinde kaybolunduğunu itiraf etmek gerek sanırım. Bu kitabı yazarken Dostoyevski nasıl bir kafa yaşıyordu bilmiyorum ama sıradan olmayan bir hikaye ortaya çıktığını rahat bir şekilde söyleyebilirim. Bence bir şans vermeye değer, keyifli okumalar.
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,4bin okunma