Kral, tanrılarla arasındaki sözde aile ilişkisi sayesinde doğaüstü güçlere sahip olduğunu savunuyordu. Yani dile getirilmeyen bir karşılıklılık ilkesi vardı: Kral köylülere zımnen büyük vaatlerde bulunduğu için köylüler kral ve sarayının lüks yaşamını destekliyor, onu mısır ve karaca etiyle besliyor ve saraylarını inşa ediyorlardı. İleride göreceğimiz üzere bir kuraklık olduğunda krallarla köylülerin arası açılıyordu zira kralın vaatlerinden biri tutulmamış oluyordu.
Öte yandan ev fiyatlarındaki artış, çalışarak geçinmek zorunda olan Bitterroot Vadisi sakinleri için de bir konut problemi yaratmış durumdadır. Birçokları ev satın alamayacak halde mobil evlerde ya da araçlarda veya aileleriyle yaşamak ve bu basit yaşam tarzını sürdürebilmek için dahi aynı anda iki üç işte çalışmak zorunda kalıyor.
Montanalı dostlarımın birinin tuvaletinde şöyle bir yazı var: "Sifonu çekmeyin. Madencilik endüstrisi gibi davranın ve bırakın sizin pisliğinizi başkası temizlesin!"
Çöküş derken, uzunca bir süre içinde, kayda değer bir alanda insan nüfusunun hızla düşüşünden ve/veya siyasal/iktisadi/toplumsal karmaşadan bahsediyorum.