Özal'ın kafasındaki model şöyleydi.
Dışarıdan bol taze para bulunmalıydı. İçerde de yüksek faiz ile paralar yastık altlarından çıkıp şirket kasalarına girmeliydi. Devlet, yalnızca asayiş işi ile uğraşmalı, özel sektör, duruma hemen hakim olmalıydı.
Piyasayı canlandırmak için şöyle bir yol izlenmeliydi: KİT'ler, özel sektöre satılmalı, batan şirketler devlete kakalanmalıydı. Bu yolla devlet ile özel sektör arasında para akımı artar, bundan özel ve güzel sektör yararlanırdı.
Fiyatlar serbest bırakılmalı, zamlar zamanında yapılmalı, halk eğer zamlardan fazla yakınmazsa, ertesi ay yeniden bir zam yapılmalı ve durum Woodward'e yıldırım telefon ile bildirilmeliydi.
Bakanın halasının kızı, müsteşarın dayısının oğlu ile evlenmemiş olsaydı, hiç şüphesiz, 24 Ocak kararları olmayacak ve "son müslüman Türk devleti" çok büyük bir tehlike ile karşı karşıya kalacaktı.
Kedi ve köpekler, kediler gibi mırıldanan, köpekler gibi hırlayan insanları gördükçe, kendi kediliklerinden ve köpekliklerinden onur duyarlar; kendi aralarındaki tartışmalarda "insanoğluinsan" diye söverlerdi.