Musa Yukarı Ağabey Anlatıyor;
«Ahmed Feyzi Ağabey bizim Ayrancılar'a çok gelir, Risalelerden dersler, sohbetler yapardı. Bu arada bizim bir kardeşimiz ona şöyle bir sual sordu:
"Ben Risale-i Nur'u okuyorum, fakat anlayamıyorum, ne yapmam lâzım?" dediFeyzi Ağabey buna "Tahsilin ne?" diye sordu. O da "İlkokul" dedi.
"Şimdi sana tahsili çok yapsan, üniversiteyi bitirsen anlarsın, desem; çok üniversite bitiren var, tahsil yapmışlar var, anlayamıyorlar. Arapça, Farsça bilsen anlarsın desem; onlardan da çok Arapça, Farsça bilenler var, onlardan da anlayamayanlar var.
Şimdi ben sana Risale-i Nurları anlaman için şunu tavsiye edeceğim:
Evvelâ, tövbe istiğfar edeceksin. 'Hangi günahlarım var ki Kur'ân'ın bu asırdaki tefsirini anlayamıyorum, hangi günahkârım mâni oluyor?' diye tövbe istiğfar edeceksin. İkinci tavsiyem de, mideye giren lokmaya dikkat edeceksin, haram olmasın.
Eğer vücuda giren lokma haram olursa, nasıl ki bir çeşmenin havuzuna bulanık su girerse etraftaki muslukları açınca bütün sular bulanık akar; mideye de haram girdi mi bütün vücudun azâları bulanır, göz hakikati göremez, kulak hakikati işitemez, bütün azâlar bulanır.
Demek ki: 1. Tövbe istiğfar edeceksin. 2. Vücûda haram lokma almayacaksın. İşte o zaman Risale-i Nurları anlarsın." dedi