Bütün günler birbirinin aynıydı ve bütün günler birbirine benzediği zaman da insanlar, güneş gökyüzünde hareket ettikçe, hayatlarında karşılarına çıkan iyi şeylerin farkına varamaz olurlar.
Acı çekmek ne demekmiş şimdi anlıyordum. Acı çekmek bayılana kadar dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş artırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.
Yine de gitgide bir çocuk parkına dönen gezegenin akılları çelen bütün bu atraksiyonlarına karşın, bazı kişiler hâlâ o yıllar öncesinden kalma, cevabı bilinmeyen soruyu yineliyordu: “Şimdi ne yapacağız?”